Anestezi Tarihi Genel Bilgiler
Anestezi Tarihi ve Anestezi Hakkında Genel Bilgiler
Anestezinin tarihinin başlangıcı çok eskilere hatta insanlık tarihinin başlangıcına kadar götürülebilir. Çünkü ağrı insanın var oluşu ile birlikte ortaya çıkmış olarak kabul edilirse ağrıyı önleme yöntemleri de o gün başlamış olmalıdır.
Anestezinin tarihini genel tıp tarihinden ayrı olarak ele aldığımızda bugünkü anlamda modern anestezinin baÅŸlangıç günü olarak bütün dünyada William T. G. Morton’un eter anestezisini baÅŸarı ile ilk uyguladığı 16 Ekim 1846 tarihinin kabul edildiÄŸini görmekteyiz. Bununla beraber gerek anestezi yöntemlerinin gerekse anestezi amacı ile kullanılan ilaçların tarihi daha eskilere kadar uzanmaktadır.
Prehistorik dönemde acı ve aÄŸrıları dindirmek için bazı içgüdüsel ve mistik davranışlar kullanılmıştır. ÖrneÄŸin aÄŸrıyan ve yaralanan organlar dere ve göllerin soÄŸuk sulanna daldırılarak veya kızdırılan taÅŸlar aÄŸrıyan organlara koyularak veya dualar ve törenler yapılarak aÄŸrının önlenmesine çalışılmıştır. Bu döneme ait kazılarda bulunan trepanasyon yapılmış kafa taslan ile ilgili olarak her hangi bir aÄŸn giderici yöntemin kullanılmadığı görüşü kabul görmektedir. Bazı belgeler trepanasyon ve diÄŸer cerrahi giriÅŸimlerde baÅŸlıca gelincik çiçeÄŸi, coca yaprakları, mandrago kökü, ve alkol kullanıldığını göstermektedir, Mezopotamya’da bu bitkilerden daha çok mandrago (adam out), çöpleme rizomu (Hellobore), eski Mısır’da yine mandrago, eski Hindistan’da banotu, hınt keneviri (Cannabıs İndıcıa) eski Çın de gelincik çiçeÄŸi, mandrago hint keneviri, eski Yunan ve Roma da yine aynı bitkiler cerrahi giriÅŸimlerde aÄŸrıyı önlemek amacı ile kullanılmıştır. Bu bitkilerin çiçekleri, yaprakları veya kökleri kurutulup yahut yaÅŸ hali ile öğütülür veya ufalanır bazen kaynatılır, elde edilen usare ya doÄŸrudan veya ÅŸarapla karıştırılarak içirilir veya sürülür bir süre sonra uyku veya dalgınlık baÅŸlayınca cerrahi giriÅŸime baÅŸlanır idi. Bu döneme ait arkeolojik belgeler doÄŸuda tüm ülkelerin, eski Yunan ve Roma’nın afyonu kullandığını göstermektedir. Bu dönemde içecek olarak kullanılan ilaç karışımlarının dışında eski Yunanda Memphis taşı toz haline getirilip sirke ile karıştırılarak lokal anestetik olarak kullanılmıştır.
Tıp tarihçilerinin Anestezinin babası olarak kabul ettiÄŸi Çinli hekim Hua Tu O (M. O. 141-203) bir tür tozu ÅŸarapla karıştırıp içirmekte ve aÄŸrının duyulmasını önlemekte idi. Kendisinin “ma-faisen” adını verdiÄŸi bu tozun esrar veya afyon olduÄŸu tahmin edilmektedir. Çin’de saÄŸlık tanrısı olarak kabul edilen ve M. O. 225 yıllarında yaÅŸadığı sanılan ünlü hekim Pien Chiao’nun, iki hastasına içinde hint keneviri bulunan ÅŸarabı içirtip aÄŸrı duymalarını önledikten sonra göğüslerini açıp kalplerini deÄŸiÅŸtirdiÄŸi bir menkıbe olarak tarih kitaplarında yer almıştır. Bunların dışında analjezik ilaçlar açısından Çin’in zengin birikimi tıbba bu toplumun hediyesi olarak kabul edilmelidir. AÄŸrı tedavisinde çok eski zamandan beri Çin’de uygulanan akupunktur da dünya tıbbına Çinliler tarafından kazandırılmıştır.
Orta çaÄŸ tıbbı tıp tarihçilerince Avrupa ve İslam tıbbı olarak iki yönlü incelenmektedir. Avrupa’nın ilk dönemleri tıp açısından ÅŸarlatanlık olarak deÄŸerlendirilecek karanlık bir dönemdir. Bu karanlık dönem VII. yüzyılda Milano’da ve IX. Yüzyılda Salerno’da açılan tıp okulları ile sona ermiÅŸtir.
Bu okullarda önceleri eski Yunan ve Roma kaynaklı kitaplar daha sonra Karıacalı Kontsanun in Arapça dan çevrilen kitapları okutulmuÅŸtur. Böylece bu dönemden itibaren doÄŸu biliminin etkileri batı dünyasında görülmeye baÅŸlanmıştır. Bu etkilenme sonucu aÄŸrı giderici olarak batıda da afyon mandrago banotu ürünleri ve karışımlarının kullanılmaya baÅŸlandığı yazılan kitaplardan anlaşılmaktadır. IX. yüzyıldan itibaren “Sporifıc sponge”un aÄŸrı tedavisinde ve anestezi amacıyla kullanılan baÅŸlıca yöntem olduÄŸu dikkat çekmektedir. Bu yöntemin arapçadan yapılan tercümeler sonucu doÄŸudan öğrenildiÄŸi sanılmaktadır. DoÄŸu bilim dünyasında veya İslam biliminde edebiyat dili Farsça, fen dili Arapça idi. Bu nedenle aslında doÄŸu dünyasını oluÅŸturan Türk, Pers, Pakistan ve Hintli bilim adamlarının uygarlıkları yanlış olarak ba-tılılarca Arap uygarlığı olarak deÄŸerlendirilmiÅŸtir. Batıda bilimde karanlık esintilerin estiÄŸi yıllar aslında doÄŸu biliminin ilerlemeler gösterdiÄŸi bir dönemdir. Batılılarca Alkindus olarak bilinen El-Kindi yazdığı ünlü eseri Materia-Medika”da analjezik ve narkotik etkili ilaçlardan bahsetmiÅŸtir. Bilinen bitki kökenli ilaçların dışında bu listede it üzümüne (Solanum-Nigrum L), yer vermiÅŸtir. El-Kindi ile çaÄŸdaÅŸ olan İsak İbni İmran yazdığı kitabında anestetik etkili çeÅŸitli formüllere ve sporofık olarak kullanılan reçetelere ve yöntemlere yer vermiÅŸtir. Bu yöntemler içerisinde en önemlisi orta çaÄŸ doÄŸu tıp dünyasında bilinen ve yaygın olarak kullanılan “soporifıc sponge” yöntemidir Bu yöntem bir İslam – Türk bilim adamı olan Ebul Kasim Zehravi’nin El-Tasrif adlı eserinde tarif edilmektedir. Genellikle mandrago yaprakları, yalnız başına veya gelincik veya diÄŸer bitkilerle birlikte kaynatılır bir süngere emdirilir. Bu ÅŸekilde hazırlanan süngerler kullanılacağı zaman sıcak suda iyice ıslatılıp hastanın burun delikleri üzerine koyulup inhale ettirilir.
Böylece hastalar uyumaya baÅŸlar. Ve ameliyat aÄŸrısız olarak yapılabilirdi. Tıp bilgisi ile çağının çok önünde olan büyük Türk bilgini İbni Sina yazdığı Kanun adlı beÅŸ ciltlik kitabında aÄŸrı fizyolojisinden ve aÄŸrıyı önleyici yöntemlerden bahsetmiÅŸtir. Bu yöntemlerden bazıları şöyledir; Keten tohumu ve dere otundan yapılmış lapa aÄŸrıyan yere sürülür, narkotikler içirilerek uyku oluÅŸturulup aÄŸrı ÅŸiddeti azaltılır. Yine kitabının bir bölümünde banotu ve güzel avrat otu kırmızı renk alıncaya kadar kaynatılıp ÅŸarap ile çok az ölçüde alınırsa aÄŸrıyı keser denilmektedir. İbni Sina ile birlikte XI. Yüzyılda yaÅŸamış olan diÄŸer büyük Türk bilgini Ebu Reyhan El-Biruni Kitap Al-Saydala adlı farmakoloji kitabında sedatif ve analjezik olarak banotu ve mandragodan bahsederek, her iki ilacın da uyku getiren etkileri olduÄŸunu ve fazla miktarda alındığında zehir etkisi yaptığını yazmıştır. Gerek İbni Sina ve gerekse Biruni kitaplarında soÄŸuÄŸun anestetik etkilerinden bahsetmiÅŸlerdir. SoÄŸuÄŸun bu etkisi XVII. Yüzyılın baÅŸlarında Marco Aurelio Severino tarafından “refrigeration anestezia” adıyla bir yöntem olarak tanımlanmıştır. Büyük olasılıkla bu yöntemin kökeni X. ve XI. yüzyıl Türk bilim adamlarına dayanmaktadır.
Selçuklular XI. Yüzyıldan sonra bir yandan doÄŸu İslam dünyasına ve Akdeniz’e kadar kültürlerini yayarken 1071 yılında Malazgirt savaşından sonra da Anadolu’ya yayılmaya baÅŸlamışlardır. Bu arada Selçuklulara karşı baÅŸlatılan haçlı orduları bilimsel birikimlerin Avrupa’ya yayılmasında önemli rol oynamışlardır. Bu geliÅŸmeler sonucu doÄŸunun ünlü bilim adamları Ebu Bekir Razi, İbni Sina. Ebu Reyhan Biruni, Ebul Kasım Zehravi’nin kitapları XIX. Yüzyılın baÅŸlarına kadar Avrupa’nın önde gelen tıp fakültelerinde ders kitabi olarak okutulmuÅŸ ve o kitaplarda yer alan analjezik reçeteler ve yöntemler batı dünyasınca öğrenilmiÅŸtır. Bir çok hekim yöntemin Avrupa da tanınmasına ve kullanılmasına öncülük etmiÅŸtir. Batının akupunktur yöntemini tanıması 1600 lü yıllarda baÅŸlamıştır.
Ondokuzuncu yüzyıl modern anestezi açısından önemli geliÅŸmelerin yaÅŸandığı bir yüzyıldır. Aslında modern anestezinin baÅŸlangıcında bu yüzyılda veya daha önceki yüzyıllarda yapılmış kimyasal buluÅŸların çok önemli rolü vardır. Anestezi tarihini baÅŸlatan “Diethyl Ethere”, anestezi amacıyla ilk kullanıldığı yıldan çok önceleri bulunmuÅŸtur. İlk olarak VIII. Yüzyıl doÄŸu kökenli filozof Cabir İbni Hayyam bu bileÅŸiÄŸi elde etmiÅŸ olmasına raÄŸmen tüm batı kaynaklı kitaplarda Diethyl Ethere’i Valerius Cordus’un 1540 yılında bulduÄŸunu yazmaktadır. Cordus’un Oleum vitrioli dulce (tatlı vitriol yağı) adını verdiÄŸi bu maddenin tavuklarda uyku oluÅŸturduÄŸunu ve hayvanların uyandırı-lamadığını Paracelsus gözlemlemiÅŸtir. Joseph Priestley 1771 yılında oksijeni 1772 yılında azotprotoksiti bulmuÅŸtur.
Gerek azotprotoksit ve gerekse eter önceleri eÄŸlence aracı olarak kullanılmıştır. Adına güldürücü gaz “laughing gas” denen azotprotoksit sirklerde kullanılırken eter partilerde bir tür sarhoÅŸluk yapan madde olarak kullanılmıştır. O dönemin kimyacılarından biri olan Gardner Quincy Colton azot protoksit ile ilgili çalışmalarını açıklamak üzere 10 Aralık 1844′de Hardfort, Cunnecticut’ta bir konferans vermiÅŸ ve bu konferansta azotun dinleyiciler tarafından kullanılmasını da önermiÅŸtir. Bu konferansı izlemekte olan genç diÅŸ hekimi Horace Wells azot gazını koklayanlardan biri olan Samuel Cooley in yerine dönerken dizini ÅŸiddetle sıraya çarptığını, dizinin zedelemesine raÄŸmen aÄŸrı duymadığını dikkatle gözlemlemiÅŸ, bu gazın diÅŸ çekimi sırasında kullanılabileceÄŸini düşünmeye baÅŸlamıştır. Derhal Colton ile görüşen Wells ertesi gün Colton’un kendisine verdiÄŸi azotprotoksit anestezisi altında azı dışını arkadaşı dış hekimi adayı William Riggs7′e çektirmiÅŸ ve kendisine geldiÄŸinde “diÅŸ hekimliÄŸinde yeni bir çaÄŸ baÅŸladı” diye çığlık atmıştır. Ancak bu yöntemi birkaç kez denedikten sonra Machashusett tıp okulunda cerrah Warren’ın bir ameliyatında tıp öğrencilerinin önünde yaptığı gösteride baÅŸarılı olamamıştır. Bu durum hem ilacı hem de Wells’i toplumun gözünden düşürmüştür. Büyük bir üzüntüye kapılan Wells daha sonra mesleÄŸi bırakmış ve derin bir üzüntü içerisinde 1848 de intihar etmiÅŸtir. Wells bugün hala kullanılmakta olan azotprotoksitin anestetik etkisini fark edip uygulayan ilk hekim olarak tarihteki yerini almıştır.
Amerika’da yaÅŸayan genç hekimlerden biri olan Crawford Williams Long katıldığı eterli eÄŸlence toplantılarından sonra eter’i ameliyatlarda da kullanabileceÄŸini düşündü. Bu düşünceden hareketle Ocak 1842′de Hobbie adlı genç bir kadın hastaya, eter damlatılan havlu koklatılarak anestezi verdi. DiÅŸ hekimi Elijah Pope de hastanın diÅŸini aÄŸrısız olarak çekti. Long 30/Mart/1842 tarihinde bu kere boyun tümörü nedeniyle ameliyat olacak James Venable adlı diÄŸer bir hastaya baÅŸarı ile anestezi uyguladı. Bu çalışmalarına bir kaç yıl daha devam etmesine raÄŸmen gözlemlerini 1852 yılında ancak yayınlayabildiÄŸi için Long anestezi tarihini baÅŸlatan uygulamayı yapan bilim adamı unvanını Mor-ton’a kaptırmış oldu. Bostonlu bir diÅŸ hekimi olan Wiliiam Thomas Green Morton, Wells’in azotprotoksit ile yaptığı denemeleri eter ile yapmayı düşünüyordu. Wells”in günlüğünden anlaşıldığına göre Morton kendisinden anestezinin uygulanışı konusunda kurs almıştı. Daha sonra uygulamalara devam eden Morton’un çalışmaları dikkat çekmeye baÅŸladı. Bir kimyacı olan Charles Jackson’m teÅŸvik ve önerileri ile tarihi denemesini Massachusetts General Hospitalin cerrahi amphıtheater’inde tıp öğrencileri ve ünlü cerrahlar önünde 16 Ekim 1846 tarihinde yaptı. Bu deneme sırasında Morton tıp okulunun dekanı aynı zamanda ünlü cerrah John Collins Warren’in hastası Edvvard Gildert Abbott’a yapacağı boyun tümörü ameliyatı için eter anestezisini baÅŸarı ile uygulayarak anesteziyoloji bilim dalının tarihini baÅŸlatmış oldu. Bu tarihten 150 yıl sonra Sidney’de yapılan XI. ci dünya anesteziyoloji kongresinin açılış töreninde Morton’un uygulama yaptığı salondan yapılan naklen yayın ile olay anılarak bu uygulamanın yapıldığı tarihin resmen anestezinin baÅŸlangıcı olarak kabul edilmesi kararlaÅŸtırıldı.
Edinburgh’ta zamanın ünlü doÄŸum doktoru olan İskoç asıllı James Simpson doÄŸumda eter anestezisini ilk defa kullanan hekim olmuÅŸtur. Fakat eterden çok hoÅŸnut olmamış daha kısa etkili bir inhalasyon anestetik aramaya baÅŸlamıştır. Bir arkadaşı kendisine chloroform’u denemesini önermiÅŸtir.
Kloroform 1831 yılında Almanya’da Justis Von Liebig tarafından elde edilmiÅŸtir. Anestetik özellikleri 1847′de Flourens tarafından saptanmış, klinik pratiÄŸe onun tarafından sokulmuÅŸtur. Kendisi ile aynı dönemde yaÅŸamış İngiliz asıllı bir diÄŸer obstetrisyen John Snow, ismini bu sıralarda giderek duyurmakta olup Kraliçe Viktorya’nın doktorluÄŸunu yapmakta idi. Kendisi mendili analjezik dozda kloroform ile ıslatarak kraliçe Viktorya’nın dört yıl ara ile son iki çocuÄŸunun doÄŸumunda anestezi vermiÅŸtir. Bu olay anesteziye bizzat kraliçenin desteÄŸini saÄŸlamıştır. Snow dünyada kendisini anesteziye veren ilk hekim olduÄŸundan anestezi tarihinde ilk anesteziyolojist olarak kabul edilmiÅŸtir.
Ondokuzuncu yüzyılın ikinci yarısı boyunca bir çok madde anestetik özellikleri acısından irdelenmiÅŸ fakat bunlar içerisinde çok azı anestetik olarak kullanılabilmiÅŸtir. Kullanılanlar arasında önemlileri; Chlorur de Ethyl 1847′de Flourens tarafından ekle edilmiÅŸtir. İlk klinik uygulama Heyfelder tarafından lokal anestetik olarak yapılmıştır. İnhalasyon yoluyla kullanıldığında genel anestezi de oluÅŸturur. Triklor.etilen 1864′de E. Fisher tarafından elde edilmiÅŸ olup önceleri endüstride kuru temizleme amacıyla daha sonra tıpta yara temizliÄŸi amacı ile kullanılmış olup 1911 ‘de Lehman tarafından inhalasyon anestetiÄŸi olarak önerilmiÅŸtir. Klinikte ilk olarak 1934′de Jackson tarafından kullanılmıştır. Siklopropan 1882′de Freund tarafından elde edilmiÅŸ olup anestetik özellikleri 1929″da Lucus ve Henderson tarafından gösterilmiÅŸ, ilk klinik uygulamaları Waters ve Rovenstine tarafından yapılmıştır. Azotprotoksitten sonra ikinci gaz anestetik olup kolay yanıcı ve patlayıcı özelliÄŸe sahip olması nedeni ile herkes tarafından kullanılamamıştır.
Şimdiye kadar tanıtılan anestetik maddelerden sonra halojenli hidro karbonlardan elde edilen anestetik maddeler dönemi gelir. Bu dönem yirminci yılın ikinci yarısının başlangıcına rastlar ve bu dönemle modern inhalasyon anestetikleri çağına girilir. Ancak kronolojik, akış içerisinde daha önce lokal anestetiklerin bulunması, klinik uygulamaya aktarılması ve bugün uygulamada kullanılan önemli lokal ve genel anestezi yöntemleri ve bu yöntemler ile ilgili aletlerin keşfi gelmektedir
Lokal anestezinin ilk uygulamaları enjektörün ve lokal anestetiklerin keÅŸfinden sonra olmuÅŸtur. Anestezi acısından enjektörün keÅŸfinin ne kadar önemli olduÄŸunu söylemeye gerek yoktur. Bazı kaynaklar enjektörün 1851′de Pravaz tarafından bulunduÄŸunu, bazıları Pravaz*in enjektörü bilinen ÅŸekline 1853′de yaptığı modifikasyonla dönüştürdüğünü yazmaktadır.
İlk lokal anestetik olan Cocaine coca yapraklarından elde edilmiÅŸtir. Cocainin mukozalarda ve sürüldüğü dokularda uyuÅŸukluk yaptığı Peru”da çok eskilerden beri bilinmektedir. Perulu halk cerrahlarının trepanasyonlarda cocain kullandıkları belgelenmiÅŸtir. Cocain batıda coca yapraklarından ilk defa Gaedicke tarafından 1855′de izole edilmiÅŸ, daha sonra 1860′da Albert Neimann tarafından purifıye edilmiÅŸtir.
Spinal Anestezi’nin klinik uygulamaya baÅŸlanmasından önce mevcut bilgilere ek olarak medulla spinalisin anatomisinin ve sinir köklerinin ve spinal kord’un fizyolojik fonksiyonlarının öğrenilmesinin çok önemli rolü olmuÅŸtur. Descartes, anatomi çalışmaları sonucu 1664′de sensoryal stimuluslarin beyine sinirler aracılığı ile iletildiÄŸine iÅŸaret etmiÅŸtir. New York’lu bir nörolog olan James Leonard Corning, 1885 yılında cocainin spinal sinirler üzerindeki etkisini bir köpekte denerken kaza ile durayı delmiÅŸ ve böylece ilk spinal anesteziyi köpekte gerçekleÅŸtirmiÅŸtir ve “spinal anestezi” terimi böylece yine kendisi tarafından tıbba sokulmuÅŸtur. Lomber ponksiyon yöntemi Alman Quincke ve İngiliz Wynter tarafından geliÅŸtirilmiÅŸtir. İnsanlarda spinal anestezi 1898′den sonra kullanılmaya baÅŸlandı. AÄŸustos 1898 yılında Agust Bier altı ortopedik vakada spinal anestezi kullandı ve bu uygulamanın sonuçlarını “Experiment with cocainization of the spinal cord adı ile Nisan 1899′da yayınladı.
Epidural Anestezi’ye ilk olarak Corning tarafından iÅŸaret edilmiÅŸ ve T/ 11 ve 12 aralığından yapılan cocain enjeksiyonu büyük olasılıkla epidural boÅŸluÄŸa gitmektedir denmiÅŸtir. Epidural boÅŸluÄŸa ilk ilaç verilmesi önerisinde Jean-Athenas Sicard ve Fernand Cathelin bulunmuÅŸlar ve cocaini Sicard tabes, siyatik, lumbago tedavisi için Cathelin cerrahi giriÅŸimler için sakral hiyatustan vererek 1901 yılında uygulamışlardır.
Regıonal anestezide bundan sonra yöntemler ve kullanılan materyal üzerinde geliÅŸmeler gözlenmiÅŸtir 1944 de Edward Tuohy kendi adı verilen iÄŸneyi bulmuÅŸtur. Kontunu anestezi için kateterler ve iÄŸneler geliÅŸtirilmiÅŸtir. Epidural boÅŸluÄŸa ve suparaknoid boÅŸluÄŸa opioidlerin ve diÄŸer bazı ilaçların uygulanması yöntemleri ve endikasyonları belirlenmiÅŸtir. Spinal ve epidural anestezi 1923 yılından sonra, spinal ve epidural yolla opioid vb. ilaçların kullanımı 1980′lerden sonra yaygınlaÅŸmıştır.
Regional anestezinin dünyada gelmiş geçmiş en büyüklerinden biri olan ve 1994 yılında vefat eden John Bonica meslek hayatına anestezi uzmanı olarak başlamış obstetrik anestezide uzmanlaşmış ve dünyaya algoloji bilim dalını hediye etmiştir. Kendisinin The Management of Pain adlı eseri anestezinin XX. yüzyıl klasikleri arasında yer almıştır. Anestezi tarihi yazılmaya devanı edildikçe anlatılacak ilginç anılan gözlemler ve buluşlar vardır.
Anestezi makineleri XIX. yüzyılın sonunda fizik ve kimyada yapılan buluÅŸlar ve endüstride kaydedilen ilerlemelerin sonucu giderek geliÅŸtirilmiÅŸ ve bugünkü niteliklerini kazanmıştır. XIX. yüzyılın sonları, XX. yüzyılın baÅŸlarında İngiltere ve Amerika’da birbirinden bağımsız olarak anestezi apareylerinin (cihazlarının) yapılmaya baÅŸlandığı görülmektedir. Bu makinelerden önce 1860-1880 yılları arasında Snovv ve Clover’in bir tank veya torba içine doldurdukları chlorofom u bir maskeyi yüze uygulayarak kullandıkları apareyler ilk anestezi cihazlarının ilkel modellerini oluÅŸturmuÅŸtur. Clover 1868′dekendi apareyinde kullandığı maskeye bir valf ekle} erek inspiryumda anestetiÄŸin hava ile karışmasını saÄŸlayarak hipoksiye karşı bir önlem almaya çalışmıştır. 1870′den sonra Clover azolprotoksit ve eter karışımını kullanmaya baÅŸlamış ve bunun için geliÅŸtirdiÄŸi cihaz, uzun yıllar kullanılmıştır. Yine pratik uygulamalar sırasında karşılaÅŸtığı dilin arkaya kayması ile oluÅŸan obstrıksıyonu çeneyi öne kaydırarak önleyebildiÄŸini ve bir hastasında tümöre baÄŸlı üst solunum yolları tıkanıklığını krikotirod membran üzerinden trakeaya yerleÅŸtirdiÄŸi kendi yapımı bir kanulle düzelterek baÅŸarılı bir ameliyat yaptırdığını yazmıştır. Daha sonraki dönemde 1884′de İngiltere’de London Hospital’de dünyada ilk defa Anestezi uzmanı olarak iÅŸe alınan ve ismi ön plana çıkan Frederck Hevvitt, anesteziye önemli katkılarda bulunmuÅŸtur. Hevvitt azot ve hava karışımının hipoksiye yol açtığını söylemiÅŸ ve deÄŸiÅŸik oranlarda azotprotoksit ve oksijen verebilen ilk anestezi cihazını yapmıştır. 1893′de yayınladığı Anesthetics and Their Adminislration adlı kitabı ilk textbook olarak kabul edilmektedir. Dilin kaymasını önleyen “air way restorer” adını verdiÄŸi bir aleti uygulamaya sokmuÅŸtur. Bu alet “”Gudel air way”lerin ilk modelidir. Bu geliÅŸmeler anestezi uygulamasını daha kolay hale getirmiÅŸse de ortaya ölü boÅŸluk solunumuna baÄŸlı hipoksi sorunu çıkmış ve bunun çözümü için çalışmalar baÅŸlamış ve bu çalışmalar anestezi makinelerinin imalatına gidecek yolu açmıştır. Makinelerin yapımında çelik tüplerin yapılması önemli bir geliÅŸme olmuÅŸtur. Linde 1880 yıllarında havadan sıvı oksijen ve azot gazlarını elde etmiÅŸ ve bu gazları basınç altında sıvılaÅŸtırarak basınç altında tüplerde 1885 yılında depolamayı baÅŸarmıştır Amerikan literatürü gazların yaklaşık aynı yıllarda Samuel S. White, Charles Teter, Jay Heidbrink tarafından depolandığını yazmaktadır. Teter 1903 yılında Hevvit’in cihazını modifiye etmiÅŸ ve “continuous-flovv machine” adını verdiÄŸi bir cihazı piyasaya sürmüştür. Heidbrink 1912′de regülatör görevi yapan basınç düşürücü valfı bulmuÅŸ ve tüplere uygulamıştır. Aynı yıl Frederck Cotton tarafından hava kabarcıklı akım ölçeri kullanıma sokarak gazların veriliÅŸinin ölçüme dayandırılmasını saÄŸlamıştır. Böylece Cotton ve Boothby’in ilk model olarak ortaya koydukları bir cihaz James Tayloe Gawathmery tarafından geliÅŸtirilerek porlabl bir anestezi makinesi haline dönüştürülmüştür. Aynı yıllarda İngiltere’de Gawathmery’nin konseptinden hareketle British Oxygen Corporation tarafından “Böyle” makinelerinin ilk modeli üretilmiÅŸtir Ayni yıllarda Almanya’da Heinrich Drager ve oÄŸlu Bernhard Drager oksijen ve chloroform veren bir anestezi cihazı üretmiÅŸlerdir.