Erken Bosalma Cozum ve Tedavisi
Erken BoÅŸalmanin Cozum ve Tedavisi
1- Psikolojik tedavi
Erken boşalmayı psikoseksüel bir hastalık olduğunu kabul eden klasik psikolojik görüşe göre psikojenik etiyoloji ve patogenez psikoterapi ile düzeltilmelidir. Her ne kadar erken boşalma tedavisinde yeni ve uygun farmakolojik tedavilerin kullanılmaya başlanması geleneksel psikolojik/davranışsal metotları gölgeliyorsa da, psikolojik/davranışsal yaklaşımlar çeşitli nedenlerle halen cazip bir tedavi seçeneğidir. Tedavi probleme özeldir, zararlı veya ağrılı bir girişim değildir, erkeğin tıbbi hikayesine çok az bağımlıdır, yan etki çok azdır veya yoktur, çiftleri cinsellikle ilgili açık iletişime teşvik eder ve süreklilik gösterir. Ancak aynı zamanda psikolojik/davranışsal yaklaşımla ilgili bazı çekinceler de vardır: önemli miktarda zaman ve para gerektirir, hemen sonuç alınmayabilir, partnerin uyumu gereklidir ve etkinliği belirsizdir.
Erken boÅŸalan erkekler tedavi
Seks terapistleri arasında iki psikolojik/davranışsal yöntem popülerlik kazanmıştır ve bunlar en azından, bilimsel kriterleri karşılamaya yakındırlar. Bunlardan ilki Semans tarafından geliştirilen dur-sık tekniğidir, diğeri ise Kaplan tarafından savunulan dur-ara ver tekniğidir. Her iki teknikte de seksüel stimulus durdurularak boşalma dürtüsü baskılanır.
Medikal tedaviler
a- Topikal tedaviler ve erken boÅŸalmamak
Erken boşalmanın tedavisi için prilokain – lidokainli krem kullanılarak iyi sonuçlar bildirilmiştir. Bununla birlikte, cinsel ilişkiden 30 dakika önce krem sürülmesi, kondom kullanılmasını gerektirmesi, tedaviye cevabın uzaması ile cinsel isteğin azalması nedeniyle popülaritesini yitirmiştir. Tedavide başarı oranları % 5’ler düzeyindedir. Kondom kullanılmayacak ise vajinal penetrasyon öncesi aneserkenik krem vajinal duyarsızlığa sebep olabileceği için silinmelidir
b- Nöroleptikler ve monoamin oksidaz (MAO) inhibitörleri
1960’lı yıllarda MAO inhibitörlerinden izokarboksazid ve fenelzin, nöroleptik ilaçlardan tioridazin ve klorprotiksinin boşalmayı geciktirdiği bildirilmiş ve erken boşalma tedavisinde kullanılmıştır. Fakat yan etkileri sebebiyle bu ilaçlar günümüzde kullanılmamaktadır.
c- Trisiklik antidepresanlar (TSA)
Erken boşalma tedavisinde ilk kez 1973 yılında Eaton tarafından kullanılan trisiklik antidepresanların (klomipramin) etki mekanizmasının ejakülatör refleksin otonomik olarak baskılanması, psikolojik uyarılmanın azalması ve anksiyolitik etki olduğu düşünülmektedir. 10 – 11 günlük veya cinsel ilişkiden 3 – 5 saat önce 25 – 50 mg dozlarında verilir. En sık görülen yan etkileri ağız kuruluğu, konstipasyon ve his farklılığıdır.
d- Alfa – adrenerjik blokerler ve erken boşalmayı önleme
Alfa – adrenerjik bloker olan fenoksibenzaminin 10 – 30 mg/gün dozunda kullanılması ile erken boşalmalı olgularda sonuç alındığını bildiren çalışmalar mevcuttur. Ancak bu tür ilaçların en sık görülen yan etkisinin aspermi olması nedeniyle çocuk isteyen çiftlerde kullanımını sınırlamıştır.
e- Selektif serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI)
SSRI’lar yan etki olarak gecikmiş boşalmaya neden olmalarıyla beraber erken boşalmalı hastaların tedavisinde kullanılmaktadırlar. En sık kullanılan medikal tedavi grubunu oluşturmaktadırlar. Waldinger ve arkadaşları yaptıkları çalışmalarda paroksetin, fluoksetin, sertralin ve fluvoksaminin erken boşalma tedavisindeki etkilerini araştırmışlar ve en iyi etkinin paroksetinde olduğunu, fluoksetin ve setralinin boşalma süresini paroksetinden daha az uzattığını ve fluvoksamin veya nefrazadonun boşalmayı geciktirmede klinik olarak anlamlı olmadığını bildirmişlerdir. Ancak bu ilaçlarla yapılan tedavilerde dalgınlık ve uykusuzluk gibi yan etkilerin ortaya çıkması, hastaların tedaviye uyumunu olumsuz etkileyebilmektedir.
f- Fosfodiesteraz (PDE) tip 5 inhibitörleri ve erken boşalanlar anlatıyor
Erken boşalma tedavisinde son zamanlarda, sildenafil sitratın tek başına veya kombinasyon tedavisi şeklinde kullanımı ile başarılı sonuçlar bildirilmektedir. Yine Ekmekçioğlu ve arkadaşlarının vardenafille yaptıkları çift kör plasebo kontrollü çalışmada da vardenafilin, boşalma süresini anlamlı şekilde uzattığı gösterilmiştir.
PDE tip 5 inhibitörlerinin boşalmayı geciktirici mekanizmalarının tam olarak bilinmemesine rağmen, bu ilaçların hem psikolojik, hem santral hem de periferik etki ile etki ettikleri düşünülmektedir. Bu tedavi ile artan erektil kapasite sonucu azalan kaygı ve artan özgüven psikolojik destek sağlarken, merkezi bir etki ile de sempatik tonusun azalmasına yol açmaktadır. Nihayet periferik etki ile vaz deferens, seminal vezikül, ejakülatuar kanal ve prostat düz kaslarında dilatasyon ile de ejakülatör cevapta azalmaya sebep olmaktadır