Kalinbagirsak Kanseri ve Ameliyati

Kalınbağırsak Kanseri ve Ameliyatı

Adenomatöz (bezelursal) kalınbağırsak polipti (sarkancah) (kansere yatkın sarkanca) insanlar, aşırı miktarda “deoksikolat” yapma veya emme eğilimindedirler. Deoksi-kolat, bakterilerin parçaladığı esas safra tuzudur ve değiştirme veya kanser yapma gizil gücü vardır. Deoksikolatın emilimi, bağırsak geçiş hızına duyarlı olduğu için, kepek ve geçişi hızlandıran diğer maddeler kalınbağırsak kanseri tehlikesini azaltı­lırlar

Ailesel kalınbağırsak adenomatöz polipozisi (bezelursal sarkancah) olan hastalara kolektomi (hastalıklı kalınbağırsağın kesilip çıkarılması) ve fileo-rektal anastomoz (ileum-rektum ağızlaştınlması) yapıldığında, adenomatöz polipler rektumda tekrar­lama ve kötücülleşme eğilimindedirler. Böyle hastalara kepekli tahıl ürünleri veri­lerek günlük lif alımları iki katına çıkarılmış ve 4 yıl süreyle düzenli sigmoidoskopi ile izlendiklerinde, denetim grubuna göre rektal polip sayısının azaldığı gözlen­miştir. Bu yüzden kepeğin kansere karşı etkisi konusunda etkili olduğu gösteril­miştir.

Laktuloz tedavisinin bu tür poliplerin tekrarlanmasını yavaşlattığı da gösterilmiştir. Laktuloz, yalnızca bir yumuşatıcı değil, aynı zamanda mayalanabilen karbonhidrat benzeri yapay bir şekerdir.

Kalın barsak kanseri

Eğer, lifler kansere karşı etkilerini, kısa zincirli yağ asitlerine mayalanarak gösteri -yorlarsa, kalınbağırsağa giren ve benzeri şekilde mayalanan herhangi bir karbon­hidratın da koruyucu olabileceği ileri sürülmüştür. Yenilen nişastanın oldukça büyük bir kısmı sindirilmez ve kalınbağırsağa girer. Burada hızla mayalanır ve olasılıkla bir miktar yumuşatıcı etkisi vardır. Bu yüzden kansere karşı koruyuculuk açısından nişasta da lif kadar önemlidir. Bilinmesi gereken yalnızca ne kadar nişastanın ye­nildiği değil, aynı zamanda kalınbağırsağa geçen nişastanın oranıdır ki, bu da kişiden kişiye 10 kat farklılık göstermektedir. Kalınbağırsakta polipleri olan kişilerin nişastayı sindirme konusunda alışılmadık ölçüde yetenekli oldukları ileri sürülmüştür. Eğer bu doğruysa, kanserin daha fazla nişasta ve daha az sindirilebilir nişasta şekilleri (söz­gelimi öğütülmüş un yerine pirinç gibi bütün taneler) yiyerek önlenmesi olasılığı or­taya çıkar. Nitekim genelde pirinç yiyen toplumların kalınbağırsak -rektum kanse­rine yatkınlığı, un tüketen toplumlara göre daha az görülmektedir.

Bir başka husus da; liften zengin bir diyetin çok sebze ve meyva içermesi ve bunla­rın da (A vitamini, antioksidanlar ve eser elementler gibi) kendi kanser önleyici maddelerini kapsamalarıdır. Sebzeden zengin bir diyetin kalınbağırsak-rektum kan­serinden koruduğuna ilişkin hem epidemiolojik (salgınbilimsel) hem de deneysel göstergeler vardır.

Kalınbağırsak kanserinden korunmak için, çok miktarda bitkisel gıda alıp, bunun çoğunu taze, işlem görmemiş şekilde yemelidir.

Cocuklarda Anestezi Ameliyati

Çocuklarda Anestezi Ameliyatı

Çocuğunuza her şeyi açıkça ve gerçek olarak anlatın. Onun korkularını gidermeye çalışın ve yapılacak ameliyatın sağlığı için ne kadar önemli olduğuna inanmasını sağlayın.

Bu hazırlık ve açıklama döneminin ne zaman yapı­lacağı ve ne kadar zaman alması gerektiği çocukların yaşı ile değişme gösterir. Dört yaş altındaki çocuklar için bu süre birkaç saat önceden başlayabilir. Altı yaşa kadar bu süre bir iki gün önceden başlatılmalıdır. Altı yaş üzeri çocuklarda ise süre bir haftaya kadar uzatılmalıdır.
İğne yapılması, senim takılması, beslenmenin devam edip etmeyeceği, ameliyat sonrası ağrı duyup duymayacağı gibi konularda hem ailenin hem de çocukların soruları olabilir. Aile bu konularda hekim­lerden gereken bilgiyi edinmeli ve çocuklarını bilgilendirmelidir.

2- Ameliyat günü taburcu olan hastalar nelere dikkat etmelidir?

Taburcu olurken mutlaka yanlarında bir refakatçi bulunmalıdır. Asla yalnız, başlarına hastaneden çıkma­malıdırlar.
Gece yanlarında birisi bulunmalıdır.
En az yirmidört saat geçmeden
Araba, bisiklet, motorbisiklet kullanmamalı, at bınmemeli. tehlikeli hareketler yapmamalıdırlar.
Elektrikli veya motorlu kesici, delici alet
kullanmamalı, ateşten, sıcaktan uzak kalmalı, yemek pişirmemelidir.
Alkol almamalıdır
Yasal veya mali işler ile ilgili hiçbir belgeyi
imzalamamalıdırlar.
Ameliyat öncesi açlık rejimi

2 yaşından küçük çocuklar için:
Ameliyattan bir önceki gece yarısından itibaren katı yiyecekler kesilmelidir.
Süt veya mama ameliyat saatinden 6 saat öncesi kesilmeli, son beslemeden 6 saat geçmeden ameliyat başlatılmamalıdır.
Sıvı gıdalar ve anne sütü ameliyat saatinden 4 saat öncesi kesilmeli, son beslemeden 4 saat geçmeden ameliyat başlatılmamalıdır.

2-17 yaş arası çocuklar için
Ameliyattan bir önceki gece yarısından itibaren katı yiyecekler süt veya mama kesilmelidir.
Meyve püresi, portakal suyu veya meyve suyu ameliyattan bir önceki gece yarısından itibaren kesil­melidir.
Sıvı gıdalar ameliyat saatinden 4 saat öncesi kesilmeli, son beslemeden 4 saat geçmeden ameliyat başlatılmamalıdır

18 yaş üzeri erişkinler için

Ameliyattan bir önceki gece yarısından itibaren katı yiyecekler ve süt kesilmelidir.
Meyve püresi, portakal suyu veya meyve suyu ameliyattan bir önceki gece yarısından itibaren kesilmelidir.
Sıvı gıdalar ameliyat saatinden 4 saat öncesi kesilmeli, son beslemeden 4 saat geçmeden ameliyat başlatılmam alıdır.
Alkol veya alkollü içecekler ameliyattan bir önceki geceden itibaren kesilmelidir.

Sıvı Gıdalar Nelerdir

1-Su
2- Şekerli su
3- Sütsüz, kremasız çay, kahve
4- Et veya hamur taneleri, yağ parçaları, pirinç taneleri gibi katı madde içermeyen çorba et veya tavuk suyu
5- Limonlu olmayan şaraplaşmamış, posasız meyve suları
6- Beyaz üzüm (kırmızı olmayan ) suları

Göğüs Büyütme Ameliyatı (Silikon protez ile)

Göğüs Büyütme Ameliyatı, İzmir. Op.Dr. Cenk Tokat, Estetik Plastik Cerrahi Uzmanı

Augmentasyon mammoplasti olarak bilinen göğüs büyütme ameliyatı kadın göğüsünü boyut ve şekil olarak büyütmek için uygulanan estetik cerrahi bir girişimdir. Göğüsün arkasına yerleştirilen meme protezleri ile göğüs çevresi ölçümleri bir veya birkaç sütyen ölçüsü şeklinde arttırabilir. Bu estetik ameliyat aşağıdaki durumlarda uygulanabilir;
-Göğüslerini küçük bulan kadınlarda estetik nedenlerden dolayı,
-Hamilelik sonrası küçülen göğüs boyutunu düzeltmek için,
-Farklı boyutlardaki göğüslerin simetrisini sağlamak için,
-Meme kanseri cerrahisinden sonra meme rekonstrüksiyonu amacıyla.

Göğüs büyütme ameliyatı için en uygun adaylar…

Göğüs büyütme ameliyatı görünümünde değişime neden olup, bireyin kendine olan güvenini arttıracaktır. Eğer birey fiziksel olarak sağlıklı ve beklentileri konusunda gerçekçi ise; bu estetik göğüs büyütme ameliyatı için iyi bir adaydır.

Göğüs büyütme ameliyatında kullanılabilen meme protezlerinin tipleri…
Piyasada FDA (Food and Drug Administration) onaylı silikon jel ve serum fizyolojik solusyonu ile dolu olan silikon kaplı meme protezleri bulunmaktadır. Yapılan çalışmalarda delinip de vücuda yayılmadığı sürece silikon dolu meme protezlerinin vücuda olumsuz bir etki yarattıkları henüz ispatlanmış değildir.
Tüm cerrahi girişimler birtakım belirsizlikler ve riskler taşır…

Göğüs büyütme ameliyatı göreceli olarak basit ve güvenilir bir girişim olsa da her cerrahi girişimde olduğu gibi, cerrahi risklerin ve bu estetik ameliyata has özel komplikasyonların görülme olasılığı vardır.

Komplikasyonların arasında en sık görüleni yerleştirilen meme protezinin çevresinde gelişen kapsülün kontraksiyonudur (kasılması). Bu genellikle her meme protezi uygulamasında meydana gelen kapsülün bazı olgularda aşırı katılaşarak yerleştirilen meme protezini sıkıştırması ile ortaya çıkar. Normal koşullarda düzenli olarak uygulanan masajlarla oluşumu engellenmektedir. Oluşması durumunda meme protezi yumuşak formunu kaybederek çok sert bir yapıya dönüşür ve üstündeki deriyi de kendine çektiği için göğüste şekil bozukluğu oluşturur. Kapsüler kontraktür bir kaç yolla tedavi edilebildiği gibi bazı olgularda meme protezinin çıkarılarak, göğüs içindeki kapsülün temizlenip protezin tekrar yerine konulmasını gerektiren ikinci bir ameliyata ihtiyaç duyulabilir.

Her cerrahi girişimden sonra ameliyat sahasında bir miktar kan sızıntısı normaldir. Ancak göğüs büyütme estetiğini takiben aşırı kan sızıntısı, ameliyat sahasında kan birikimine ve buna bağlı şişlik ile ağrıya neden olabilir. Bu durum hastanın dayanamayacağı kadar fazla olduğunda kanamanın kontrol edilmesi ve biriken kanın boşaltılması için ayrı bir ameliyata gereksinim duyulabilir.

Nadiren de olsa bazı hastalarda yerleştirilen meme protezi çevresinde enfeksiyon gelişebilir. Bu herhangi bir zamanda oluşabilse de genellikle göğüs büyütme ameliyatını izleyen ilk hafta içinde görülmektedir. Tıbbi tedavi ile kontrol edilemeyen bazı olgularda meme protezinin çıkarılıp enfeksiyon geriledikten sonra yeni bir protezin yerleştirilmesini gerekli kılabilir.

Bazı hastalarda ise göğüs büyütme ameliyatını takiben meme başında aşırı hassasiyet, meme başında his azalması ve hissin tamamen kaybının da görüldüğü bildirilmiştir. Estetik göğüs büyütme ameliyatından sonra kesilerin yakınlarında bir dönem his kaybının olması normaldir. Bu bulgu genellikle zamanla kaybolmakta ise de bazı kadınlarda kalıcı olabilir.

Meme protezlerinin üreme, hamilelik ve süt vermeyi etkilediğine yönelik herhangi bir kanıt yoktur. Bazı olgularda ise göğüs büyütme ameliyatını takiben birkaç gün boyunca süt salgısının olduğu gözlenmiştir.

Meme protezi delinip, içindeki materyal göğüs içine sızabilir. Delinme genellikle dışarıdan olan çok şiddetli bir travma veya darbe nedeniyle olmaktadır. Bu durumda tuzlu su ile dolu olan silikon meme protezleri birkaç saatte boşalacak ve bu steril tuzlu suyu vücut absorbe edecektir. Eğer delinen silikon jel ile dolu olan bir meme protezi ise bu durumda iki durum söz konusu olabilir. Bunlardan ilkinde silikon kılıf delinse de meme protezinin çevresinde oluşan kapsül zarar görmemiş ise göğüste herhangi bir değişim görülmeyebilir. Ancak silikon kılıfla beraber kapsül de zedelenmiş ise, dışarıdan olan basınca bağlı olarak meme protezinin içindeki silikon jel çevredeki meme dokularına yayılacaktır. Bu durumda jel göğüs içinde birikebilir, ve çevresinde yeni bir kapsül oluşturur. Ya da vücudun diğer bir bölgesine yayılabilir. Bu durumlarda göğüsün şeklinde ve yapısında değişiklikler olacaktır. Her iki tür delinme tipinde de delinen meme protezinin çıkarılıp, çevrede oluşan hasarın temizlenerek yeni bir meme protezinin yerleştirilmesini gerektiren bir ameliyat yapılmalıdır.

Bazı kadınlarda meme protezi kullanımı ile otoimmun bağ dokusu hastalıklarına benzeyen belirtiler oluştuğu gözlemiştir. Bu belirtiler arasında eklem ağrısı ve şişliği, ateş, yorgunluk ve göğüs ağrısı sayılabilir. Ancak yapılan araştırmalarda meme protezi kullanımı ile otoimmun hastalıklar arasında kesin bir bağ olduğunu kanıtlanamamıştır.

Bununla birlikte meme protezi kullanımı ile göğüs kanseri oluştuğuna yönelik hiçbir kanıt yoktur.

Meme protezi yerleştirilen birçok kadında bu riskler oldukça az oranda görülse de oluşan soruları gidermek için estetik cerraha danışmak yapılacak en doğru girişim olacaktır.

Göğüs büyütme ameliyatının planlanması…

İlk muayenede estetik cerrah adayın genel sağlık durumunuzu değerlendirecek, durumuna ve deri kalitesine uygun olarak düşündüğü girişimi detaylı olarak anlatacaktır. Çünkü göğüsün küçük olmasının yanında sarkıklık da olabilir; bu durumda estetik cerrah aynı zamanda göğüs dikleştirme ameliyatı olan mastopeksi’yi de önerebilecektir.

Bu dönemde aday estetik cerrahı ile göğüs büyütme ameliyatı ile ilgili beklentilerini açıkça konuşmalıdır. Aynı zamanda cerrahından anestezi tipini, uygulayacağı girişimi, bunun alternatiflerini, büyütme ameliyatının risklerini, hastanede tahmini kalış süresini ve ameliyatın maliyetini açıkça anlatmasını istemelidir. İlk muayenede mutlaka sigara veya başka bir ilaç kullanıp kullanmadığını da cerrahına anlatmalıdır.

Göğüs büyütme ameliyatının hazırlığı…

Estetik cerrah, göğüs büyütme ameliyatı öncesi adaya, yeme içme alışkanlığından, sigara ve ilaç kullanımına kadar bir takım önerilerde bulunacaktır. Bu hazırlık döneminde adayın hastanede kalış süresinde yanında kalacak ve onu eve götürecek bir kişiyi de ayarlaması gereklidir.

Anestezi tipi…

Göğüs büyütme ameliyatı genellikle genel anestezi altında yapılan bir girişimdir. Bu tercihte hasta ameliyat boyunca uyuyor olacaktır. Ancak bazı cerrahlar göğüs büyütme ameliyatını sedasyon ve lokal anestezi altında yapmaktadır. Bu tercihte ise ameliyat boyunca uyanık ama ağrısız olacaktır, ancak hastaların çoğu bu durumda huzursuz olmaktadırlar.

Göğüs büyütme ameliyatı…

Meme protezinin yerleştirilmesi ve pozisyonunun belirlenmesi adayın anatomik yapısına ve cerrahın göğüs büyütmedeki tercihine bağlıdır. Meme protezinin yerleştirileceği kesi 3 farklı yerden olabilir. Bunlar; meme altı çizgi, meme başındaki koyu alanın bittiği yer ve koltuk altı bölgeleridir. Burada amaç kesiye bağlı gelişecek izin en az görülecek alana yerleştirilmesidir.

Açılan bu kesiden çalışan estetik cerrah, tüm göğüs dokusu ve üzerindeki deriyi tercihine bağlı olarak göğüs kası üzerinden veya kasın altından ayırarak meme protezinin girebileceği bir cep oluşturacaktır. Kas altına yerleştirilen meme protezlerin daha az oranda kapsül kontraksiyonu geliştirdiğine inanılmaktadır. Bundan sonra tercih edilen meme protezi hazırlanan bu cep içine yerleştirilip kesi kapatılacaktır. Ameliyat sahasında kan ve vücut sıvısı birikimini önlemek için dren yerleştirilebilir.

Göğüs büyütme ameliyatı 1-2 saat sürer. Kesiler atılan dikişlerle kapatılır ve bunların üzeri pansumanla örtülür.

Göğüs büyütme ameliyatının sonrası…

Göğüs büyütme ameliyatının ardından ilk birkaç gün hasta kendini bitkin hissedebilir, fakat ilk veya ikinci günden sonra genellikle ayağa kalkıp yürüyebilir. Ameliyat sonrası hissedilen rahatsızlıkların çoğu ağızdan alınacak ağrı kesici ilaçlar ile giderilecektir. Protezin kas altına yerleştirildiği olgularda ise ağrı biraz daha fazla olacak, ve birkaç gün daha fazla sürecektir. Bu durumda ağrı kesici tedavi değiştirilebilir. Birkaç gün sonra pansumanlar çıkarılıp destekleyici sütyen kullanımına geçilir. Göğüs büyütme ameliyatından sonra birkaç hafta meme başında yanma hissedilebilir, ancak bu yanma hissi her geçen gün azalan nitelikte olacaktır. Göğüslerdeki şişliklerin kaybolması 3-5 haftayı alabilir.

Normale dönüş…

İşe geri dönüş, işteki aktiviteye bağlı olmakla birlikte birkaç gün içinde olabilir. Egzersiz ve tam günlük aktivitelere dönüş birkaç ayı alacaktır. Göğüsler, büyütme sonrası ilk 2-3 hafta hassas olacağı için direkt temastan kaçınılmalıdır. Kesilere bağlı oluşan izler ilk 6-8 hafta boyunca sert ve pembe bir görünümde olacaktır. Daha sonra birkaç ay boyunca aynı boyutta kalacak veya bir parça genişleyecektir. Bundan birkaç ay sonra ise oluşan iz solacak ancak asla kaybolmayacaktır.

35 yaş üstü hastalar estetik göğüs büyütme ameliyatının ardından rutin olarak meme görüntüleme tetkiklerine devam etmelidirler. Ancak bu hastalar radyoloji uzmanlarını meme protezine sahip oldukları konusunda uyarmalıdırlar.

Göğüs büyütme ameliyatının sonrası yeni görünüm…

Göğüs büyütme estetiği geçiren bireyler değişen görünümlerinden mutlu olmaktadırlar. Erken dönemdeki birkaç günlük ağrı unutmakta ve elde edilen değişimin keyfi yaşamaktadırlar. Ameliyat sonrasında düzenli muayene ve uygun hastalarda belli aralıklarla yapılan meme görüntüleme tetkikleri oluşabilecek komplikasyonlar önceden tespit edilerek erken dönemde ve en az hasarla çözülebilme şansını verecektir.

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar

Kolostomi Bakimi ve Ameliyati

Kolostomi Nedir, Kolostomi Ameliyatı

Barsaklar normal işlevlerinin tekrar başlamasına olanak verecek biçimde birleştirilemezse, cerrah, dışkının beden dışındaki yapay bir torbaya boşaltılmasını sağlayacak biçimde karın duvarına kalıcı bir ağızlaştırma yapar. Yapılan işleme, eğer ağızlaştırma kolona yapıl­dıysa kolostomi, ince barsağa yapıldıysa ileostomi adı verilir.

Kolostomi veya ileostomiye gerek olacaksa, hekimleriniz ve özel eğitim almış bir hemşire ameliyattan önce sizinle görüşecek ve ameli­yat sonrasında ostomi torbasının nasıl kullanılacağını ire yenilenece­ğini öğrenmenize yardım edecektir.

Kolostomi Bakımı

Kuşkusuz, kolostomi ile yaşamak bir uyum sürecini erektirir, ama pek çok kişinin ilk başta düşündüğünden daha kolaydır. Kulla­nılan özel torbalar kapalı haldeyken koku yapmaz, düzdü ı ve mayo dahil çoğu giysinin altında belli olmaz, cinsel ilişki dahil pek çok ak-tivite için de engelleyici değildir. (Kolostomi Torbası)

Kolostomiyle yaşamanın genellikle en zor kısmı duygusal olarak uyum sağlamaktır. Aynı süreçten geçmiş başka insanlarla konuşmak çok yararlı olabilir. Gittiğiniz kanser tedavi merkezinde bilgi ve des­tek alacağınız programlar olacaktır. Ayrıca internet üzerinde sohbet odaları ve diğer kaynaklar da bulunabilir.

Tedaviyle İlgili Hekiminize Neleri Sormalısın

Tedavi seçeneklerinizle ilgili sormak isteyeceğiniz kuşkusuz pek çok soru olacaktır. Bir liste yapmanızın ve hekimi dinleyu daha iyi anlamanıza yardımcı olacak birini yanınıza almanızın yararı olur.

Hekimin verdiği bir yanıtı anlamazsanız anlayana kadar sorun.
Aşağıda sormanızın yararlı olabileceği bazı sorular yer iyor:
Tedavi seçenekleri nelerdir?
Düşünmem gereken bir klinik ilaç denemesi var mı?
Bu tedaviler neleri kapsıyor? Lütfen açık ve net olun
Bu tedavilerin avantajları ve dezavantajları nelerdir?
Hangi tedavi seçeneklerini önerirsiniz ve neden?
Bu tedaviden bekleyebileceğim en iyi sonuç nedir? En kötü sonuç nedir?
Tedavi ne kadar sürecek?
Siz sonucun nasıl olmasını bekliyorsunuz? Kanseri iyileştirebilecek ya da geçirebilecek mi?
Bu tedavinin olası yan etkileri nedir?

Rektal Tumorler ve Ameliyati

Rektal Tümörler İçin Minimal Girişimsel Ameliyatlar

Beden açısından daha kolaydır ve iyileşme süresi daha kısadır, ama herkes için uygun değildir

Rektal kanser tanısı konulduysa büyük olasılıkla “açık” ameliyat ge­rekecektir. Cerrah tümöre ulaşıp çı­karmak ve kanserin yayılıp yayılma-dığını görmek için komşu dokuları incelemek amacıyla karında deri ve kaslar üzerinde geniş bir keşi yapa­caktır.

Öte yandan, eğer az sayıda ol­makla birlikte sayıları giderek artan rektum kanseri hastalarından biri iseniz, iki minimal girişimsel ameliyat tipinden biri için aday olabilirsiniz: Transanal endoskopik mikrocerrahi (TEM) ve laparoskopik rezeksiyon.

Daha Az Girişimsel Yol

1980′lerde uygulanmaya başla­yan minimal girişimsel ameliyatlar yeni sayılır. Ancak bazı kanser tiple­ri dahil olmak üzere, pek çok hasta­lıkta açık ameliyatla karşılaştırılabi­lecek sonuçlar verdiği için öne çık­maktadır. Hastalar açısından mini­mal girişimsel ameliyatın geleneksel ameliyatlara göre iki büyük üstünlü­ğü vardır: Daha az ağrı ve hızlı iyi­leşme süresi. Bunun nedeni kısmen, cerrahın, geniş bir hareket alanına gereksinim duyduğu için geniş bir ameliyat kesişi yapmasını gerekti­ren geleneksel ameliyat aletleri yeri­ne, karında açılan çok küçük kesik­lerden geçebilen bir skop (büyüteçli bir video kamera ve minyatür aletler taşıyan ince boru benzeri bir alet) kullanmasıdır. Cerrah, tümörü göre­bilmek için laparoskoba bağlı video monitörünü kullanır.

Transanal Endoskopik Mikrocerrahi (TEM)

Anüs yakınında yer almakla bir­likte anal sfinktere sıçramamış olan bazı ufak, erken evrelerdeki tümörler “transanal eksizyon” ameliyatı olarak bilinen bir ameliyatla anüsten girile­rek alınabilir. Transanal ameliyatın üstünlükleri, karında bir kesinin ge­rekmemesi ve hekimlerin çoğu du­rumda anüsü ve sfinkteri olduğu gibi bırakmasına olanak vermesidir ve bu kalıcı kolostominin gerekmeyeceği anlamına gelir.

TEM’in buna ek olarak sunduğu başka üstünlükler de vardır. Rektum­da transanal eksizyon sırasında ula­şılamayacak kadar yukarıda bulunan tümörlerin ve kolonoskopi sırasında çıkarılması olanaklı olmayan büyük rektal poliplerin çıkarılmasında da bu teknik kullanılabilir. Her iki durumda da TEM dışında hastaların önündeki seçenek karın yoluyla yapılan ameli­yattır.
Açık abdominal ameliyat ve tran­sanal eksizyonda olduğu gibi TEM de genel anestezi altında yapılır. Cerrah önce rektumu karbondioksit­le şişirir. Böylece endoskopiyi ve ameliyat aletlerini dolaştırmak için gerekli alan açılmış olur. Bu ameli­yatın tamamlanması 30 dakika ile üç saat sürebilir. Ameliyatın ardından hastaya ağızdan ağrı kesici verilir ve hasta hemen yemek yemeye veya bir şeyler içmeye başlayabilir. Tipik hastanede kalış süresi bir ya da iki gündür.

Bulgular nedir?

Araştırmalar TEM’in, polipi veya T1 ya da seçili T2 tümörleri olanlarda hem güvenli hem de etkili olduğunu ve açık ame­liyata göre daha az komplikasyon ortaya çıktığını gösteriyor. (T, tümö­rün ne derece yayıldığını gösterir. Hem T1 hem de T2 tümörleri erken evre tümörleri olarak değerlendirilir, çünkü barsağın kalın kas katmanını tutmamışlardır.)

Transanal eksizyonla karşılaştı­racak olursak. Rektum kanseri olan 171 kişi üzerinde yapılan 2008 tarihli bir araştırmada TEM ve transanal eksizyon arasında komplikasyon oranı açısından bir fark olmadığı kaydedildi. Öte yandan TEM uygula­nanlarda üç yıllık izleme süresi bo­yunca yineleme olasılığının daha düşük (%27′ye karşı %5) olduğu gö­rüldü.

Önemli noktalar. TEM düşünü­yorsanız aşağıdaki noktaları unut­mamanız önemlidir:
TEM yaygın bir uygulama değil­dir. Bu işlemi yapabilecek bir cerrah bulmak için büyük bir kanser merke­zine gitmeniz gerekebilir.

Rektum kanserinde standart ameliyat tekniği, ya aşağı anterior rezeksiyon ya da abdominoperineal rezeksiyonla mezorektum ve lenf nodlarının çıkarılmasıdır. Ne TEM ne de transanal eksizyon ile lenf nodları alınmaz, bu nedenle evre-lendirme bilgisi eksik kalır. Bu ne­denle hekimler bu işlemler açısın­dan uygun durumdaki hastaları se­çerken çok dikkatli olmalıdır. Bu tip bir ameliyat olmayı umuyorsanız ve size olamayacağınız söylenirse düş-kırıklığına uğramayın. Hekim, bu ka­rarı tümörünüzün yerine ve evresine göre vermiştir ve TEM’in kanseri çı­karmak, yinelemeyi önlemek ya da sağkalım şansınızı artırmak için en iyi yol olmadığı sonucuna varmıştır. Bu minimal girişimsel tekniklere uygun bir aday olsanız da olmasa­nız da bunları değerlendirecek ikinci bir cerrahın görüşünü almak yararlı olabilir.

Laparoskopik Rektum Ameliyatı

Açık ameliyatla yapılan aynı tip rektal kanser ameliyatları laparosko-piyle de yapılabilir. Bunlara abdomi-noperineal rezeksiyon ve aşağı an-terior rezeksiyon da dahildir. Her iki işlemde de genellikle, tüm bitişik mezenter (barsak askısı) ve lenf nodlarının alınması için total mezo-rektal eksizyon (TME) yapılır. Lapa­roskopik ameliyatlar da genel anes­teziyle yapılır ve cerrah karnın içini karbondioksitle şişirir. Daha sonra laparoskopinin ve ameliyat aletleri­nin sokulması için 5-10 mm genişli­ğinde birkaç ufak keşi yapılır.

Yapılacak laparoskopik işlemin tipini kanserin yeri ve evresi belirler. Laparoskopik abdominoperineal re­zeksiyon adı verilen birinci tip, rektu­mun alt üçte birlik bölümünde ve anüste bulunan her evredeki kanser için kullanılır. Bu ameliyatta hem ka­rından hem de anüs tarafından yak­laşılır ve sigmoid kolon, rektumve anüs alınır. Anüs alındığından bu ameliyatı olan her hastaya dışkının bedenden atılabilmesi için kalıcı ko-lostomi yapılmağı gerekir.

Laparoskopik aşağı anterior re­zeksiyon adı verilen ikinci tip, tipik olarak rektumu! üst üçte birlik kıs­mında ya da rektumun ortasında bu­lunan tümörleri çıkarmak için uygu­lanır. Bu işlem sayesinde cerrah, rektum ve anüsün işlevlerini yitirme­sine genellikle yol açmaz ve kalıcı kolostomiye de gerek kalmaz. Öte yandan kolon ve rektum arasındaki yeni dokunun irileşmesine zaman tanımak için bazı hastalara geçici kolostomi yapılması gerekebilir.

Rektal kanser için laparoskopik ameliyatı uygulamak zordur, çünkü cerrahın tümöre ulaşmak için dar pelvisten geçip cinsel işlevlerle idrar yolları işlevlerintkontrol eden sinirle­re dokunmadan çevre dokunun için­den ilerlemesi gerekir. Sonuç olarak ameliyat teknik açıdan çok zordur ve dört saat kadar sürer

Araştırmalarda gösteriyor? Araş­tırmacılar laparoskopik ve açık ame­liyatları güven ve etki bakımından karşılaştırıyorlar.
Rektal kansari olan 4000′i aşkın kişi üzerinde laparoskopik total mezorektal eksizyon ile açık ameliyatın karşılaştırıldığı 48 araştırmanın göz­den geçirildiği bir makalede, lapa-roskopik ameliyatın, daha az ağrı ve normal beslenmeye daha çabuk dö­nüş gibi kısa dönemde avantajlar sağladığı sonucuna varıldı. Öte yan­dan yineleme ve sağkalım oranları gibi uzun dönemli sonuçların lapa-roskopik ameliyatlar ve açık ameli­yatlarda denk olup olmadığını sap­tamak için daha fazla araştırma ya­pılması gerekiyor.

Journal of Clinical Oncolog/de yayımlanan bir başka araştırmada CLASICC (kolorektal kanserde kon-vansiyonel ve laparoskopi destekli ameliyatların karşılaştırılması) dene­yinin bulguları sunuluyor. Bu araştır­mada, araştırmaya katılanlar ya açık veya laparoskopik abdominoperine-al rezeksiyon ameliyatı ya da açık veya laparoskopik aşağı anterior re­zeksiyon ameliyatı oldu. Ayrıca lapa­roskopik ameliyatlar “yardımlıydı”, yani tümörün dışarı çıkarılmasını ko­laylaştırmak için keşi genişletilmişti, ancak yine de bu keşi açık ameliyat için gereken keşiden daha küçüktü. Araştırmacılar her iki grupta da ame­liyattan üç yıl sonra sağkalım ve yineleme oranlarının benzer olduğunu gördü. Ayrıca, her iki grup da ameli­yatın ardından yaşam kaliteleri açı­sından aynı sonuçları bildirdi.

Önemli noktalar. Aşağıda rektal kanser için laparoskopik ameliyatı düşünürken göz önüne almanız ge­reken bazı önemli noktalar yer alıyor.

Her cerrah, laparoskopik ameliyat yapmak için gerekli beceriye sa­hip değildir. Bu ameliyatı düşünü­yorsanız rektum kanserinde lapa­roskopik ameliyat eğitimi almış, bu tip belli sayıda ameliyat yap­mış ve düzenli olarak da yapma­ya devam eden bir hekime yön­lendirilmeniz gerekir.

Tüm araştırmalar olmasa bile ba­zıları laparoskopik ameliyatın, açık ameliyata göre idrar yolları ve cinsellikle ilgili daha fazla soru­na yol açtığını ortaya çıkarmıştır.

Özetle

Açık ameliyat rektal tümörlerin çıkarılmasında altın standart olma özelliğini koruyor. Öte yandan açık ameliyat olmayı engelleyen tıbbi ne­denler varsa, özenle seçilecek has­talar için minimal girişimsel ameliyat mantıklı bir seçenek olabilir.

Tedavi yaşam kalitemi ne kadar etkileyecek?
Barsaklarımın, idrar yollarımın ve cinsel fonksiyonlarımın du­rumu ne olacak?
Kolostomi gerekecek mi?
Yan etkileri önlemek ya da azaltmak için neler yapabilirim?
Bu tedavi planında nüks riski nedir?
Sigortam bu tedaviyi kapsıyor mu?
Bu tedaviyle ilgili başka biriyle daha konuşabilir misim?

Powered by Yahoo! Answers