Göz Şişliklerine Bitkisel Çözüm
Göz Şişliklerine Bitkisel Çözüm
Gözlerin şişmesi, tüm kadınların en büyük sorunlarından biridir. Ancak alınacak birkaç önlemle bunun önüne geçebilir ya da şişlerin inmesini sağlayabilirsiniz.
Öncelikle alkollü içeceklerden ve tuzlu gıdalardan uzak durmalısınız. Günde en az 7 saat deliksiz uyumalısınız. Yatmadan önce göz çevrenize nemlendirici kremler yerine jelli kremler sürmelisiniz.
Jelli kremler göz çevresini rahatlatır ve sıkılaştırır. Hatta daha iyi sonuç elde etmek istiyorsanız, göz jelinizi buzdolabında iyice soğuttuktan sonra kullanın. Bu ferahlamanızı sağlar. Yukarıda saydığımız önlemleri almadıysanız ya da aldığınız halde şiş gözlerle uyandıysanız, işte size birkaç öneri.
Çiğ patatesi yuvarlak dilimler halinde kesip gözlerinizin üzerine birer tane yerleştirin ve 10-20 dakika arası bekleyin. Şişlerin inmesini bekleyecek kadar vaktiniz yoksa bir parça buzu gözünüzün çevresinde hafif hafif gezdirin.
Tüm bunlara rağmen gözleriniz hala şişse, bunu birkaç makyaj hilesiyle gizleyebilirsiniz. Öncelikle koyu renk bir far tercih etmelisiniz. Özellikle yeşil renk far, şiş gözlerin en büyük kurtarıcısıdır
Erken Bosalma Cozum ve Tedavisi
Erken Boşalmanin Cozum ve Tedavisi
1- Psikolojik tedavi
Erken boşalmayı psikoseksüel bir hastalık olduğunu kabul eden klasik psikolojik görüşe göre psikojenik etiyoloji ve patogenez psikoterapi ile düzeltilmelidir. Her ne kadar erken boşalma tedavisinde yeni ve uygun farmakolojik tedavilerin kullanılmaya başlanması geleneksel psikolojik/davranışsal metotları gölgeliyorsa da, psikolojik/davranışsal yaklaşımlar çeşitli nedenlerle halen cazip bir tedavi seçeneğidir. Tedavi probleme özeldir, zararlı veya ağrılı bir girişim değildir, erkeğin tıbbi hikayesine çok az bağımlıdır, yan etki çok azdır veya yoktur, çiftleri cinsellikle ilgili açık iletişime teşvik eder ve süreklilik gösterir. Ancak aynı zamanda psikolojik/davranışsal yaklaşımla ilgili bazı çekinceler de vardır: önemli miktarda zaman ve para gerektirir, hemen sonuç alınmayabilir, partnerin uyumu gereklidir ve etkinliği belirsizdir.
Erken boşalan erkekler tedavi
Seks terapistleri arasında iki psikolojik/davranışsal yöntem popülerlik kazanmıştır ve bunlar en azından, bilimsel kriterleri karşılamaya yakındırlar. Bunlardan ilki Semans tarafından geliştirilen dur-sık tekniğidir, diğeri ise Kaplan tarafından savunulan dur-ara ver tekniğidir. Her iki teknikte de seksüel stimulus durdurularak boşalma dürtüsü baskılanır.
Medikal tedaviler
a- Topikal tedaviler ve erken boşalmamak
Erken boşalmanın tedavisi için prilokain – lidokainli krem kullanılarak iyi sonuçlar bildirilmiştir. Bununla birlikte, cinsel ilişkiden 30 dakika önce krem sürülmesi, kondom kullanılmasını gerektirmesi, tedaviye cevabın uzaması ile cinsel isteğin azalması nedeniyle popülaritesini yitirmiştir. Tedavide başarı oranları % 5’ler düzeyindedir. Kondom kullanılmayacak ise vajinal penetrasyon öncesi aneserkenik krem vajinal duyarsızlığa sebep olabileceği için silinmelidir
b- Nöroleptikler ve monoamin oksidaz (MAO) inhibitörleri
1960’lı yıllarda MAO inhibitörlerinden izokarboksazid ve fenelzin, nöroleptik ilaçlardan tioridazin ve klorprotiksinin boşalmayı geciktirdiği bildirilmiş ve erken boşalma tedavisinde kullanılmıştır. Fakat yan etkileri sebebiyle bu ilaçlar günümüzde kullanılmamaktadır.
c- Trisiklik antidepresanlar (TSA)
Erken boşalma tedavisinde ilk kez 1973 yılında Eaton tarafından kullanılan trisiklik antidepresanların (klomipramin) etki mekanizmasının ejakülatör refleksin otonomik olarak baskılanması, psikolojik uyarılmanın azalması ve anksiyolitik etki olduğu düşünülmektedir. 10 – 11 günlük veya cinsel ilişkiden 3 – 5 saat önce 25 – 50 mg dozlarında verilir. En sık görülen yan etkileri ağız kuruluğu, konstipasyon ve his farklılığıdır.
d- Alfa – adrenerjik blokerler ve erken boşalmayı önleme
Alfa – adrenerjik bloker olan fenoksibenzaminin 10 – 30 mg/gün dozunda kullanılması ile erken boşalmalı olgularda sonuç alındığını bildiren çalışmalar mevcuttur. Ancak bu tür ilaçların en sık görülen yan etkisinin aspermi olması nedeniyle çocuk isteyen çiftlerde kullanımını sınırlamıştır.
e- Selektif serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI)
SSRI’lar yan etki olarak gecikmiş boşalmaya neden olmalarıyla beraber erken boşalmalı hastaların tedavisinde kullanılmaktadırlar. En sık kullanılan medikal tedavi grubunu oluşturmaktadırlar. Waldinger ve arkadaşları yaptıkları çalışmalarda paroksetin, fluoksetin, sertralin ve fluvoksaminin erken boşalma tedavisindeki etkilerini araştırmışlar ve en iyi etkinin paroksetinde olduğunu, fluoksetin ve setralinin boşalma süresini paroksetinden daha az uzattığını ve fluvoksamin veya nefrazadonun boşalmayı geciktirmede klinik olarak anlamlı olmadığını bildirmişlerdir. Ancak bu ilaçlarla yapılan tedavilerde dalgınlık ve uykusuzluk gibi yan etkilerin ortaya çıkması, hastaların tedaviye uyumunu olumsuz etkileyebilmektedir.
f- Fosfodiesteraz (PDE) tip 5 inhibitörleri ve erken boşalanlar anlatıyor
Erken boşalma tedavisinde son zamanlarda, sildenafil sitratın tek başına veya kombinasyon tedavisi şeklinde kullanımı ile başarılı sonuçlar bildirilmektedir. Yine Ekmekçioğlu ve arkadaşlarının vardenafille yaptıkları çift kör plasebo kontrollü çalışmada da vardenafilin, boşalma süresini anlamlı şekilde uzattığı gösterilmiştir.
PDE tip 5 inhibitörlerinin boşalmayı geciktirici mekanizmalarının tam olarak bilinmemesine rağmen, bu ilaçların hem psikolojik, hem santral hem de periferik etki ile etki ettikleri düşünülmektedir. Bu tedavi ile artan erektil kapasite sonucu azalan kaygı ve artan özgüven psikolojik destek sağlarken, merkezi bir etki ile de sempatik tonusun azalmasına yol açmaktadır. Nihayet periferik etki ile vaz deferens, seminal vezikül, ejakülatuar kanal ve prostat düz kaslarında dilatasyon ile de ejakülatör cevapta azalmaya sebep olmaktadır
KAFA DERİSİ KAŞINTISINA BİTKİSEL ÇÖZÜM

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar
Kabizlik ve Bitkisel Cozum
Kabızlık ve Bitkisel Çözüm
Besinsel Liflerin Sindirim Üzerine Etkisi
Sindirim Geçişine Etkisi
Alışılagelmiş bir beslenme rejimine, besinsel liflerden zengin ürünler eklenince, sindirim geçişi değişir ve daha özel olarak, kalınbağırsak hareketleri yavaşlamışsa hızlanır veya aksine hızlanmışsa yavaşlar. Yavaşlamış geçiş üzerine hızlandırıcı etki daha sabittir. Fakat bütün lifler aynı etkinlikte değildir. Aynı etkiyi elde etmek için 47 gr kepeğe karşılık, 680 gr havuç, 1477 gr elma veya 775 gr pişmiş lahana yemek gerekmektedir
24 saatte ortalama 28 gr kuru dışkı (14,7 gr bakteri; 4,5 gr sindirilmemiş lif ve 6,5 gr eriyebilen değişik ürünler), çıkaran bireylere 20 gr kuru havuç, lahana ve kepek ye-dirildiğinde; havucun 17,4 gramı özüştürülmüş ve 3,8 gr bakteri oluşmuştur. Lahana için sonuçlar biraz farklı olup 16,7 gramı özüştürülmüş ve 4,8 gr bakteri üremiştir. Kepek için özüştürülen miktar 6,4 gr ve bakteri 2,3 gr bulunmuştur. Buna göre kepeğin kabızlık için daha etkili olduğu görülmektedir. Fakat bütün kepekler aynı etkiyi göstermez. Buğday kepeği, çavdar veya yulaf kepeğinden çok daha etkili olup bunun da iri tanelisi incesinden daha etkilidir. Her zaman yenen beyaz ekmeğin 100 gramında 2,7 gr besinsel lif vardır ki, bu miktar kabızlığa etkili olamamaktadır. Un ve buğday kabuğu ile birlikte elenmeden, buğday taneleri ezilerek üretilmiş tam ekmeğin 100 gramında 8,5 gr lif vardır.
Tedavi edici kepek miktarı günde en az 20 gramdır ki, bu da 700 gr beyaz ekmeğe eşittir. Kepekli ekmeklerdeki kepek miktarı %15 grama kadar olmalıdır. Kepekli ekmekten günde 130 gr yemek kabızlık tedavisi için yeterli olmaktadır.
Yağların Sindirimi Üzerine Etkisi ve bitkisel çözümler
Beslenmeye kepek ilave edildiğinde yağların dışkı ile atılımı artarsa da, bu artma çok azdır. 30 gr kepek alınması dışkıdaki yağ miktarını günde 3-414 grama çıkarmaktadır. Aynı sonuç pektin ve guar sakızı ile de elde edilmiştir.
Proteinlerin Sindirimi Üzerine Etkisi
Besinsel liflerin ilavesi, dışkı azotunu arttırır (günde 1,3-1,8 gr). Bu azot artışının kaynağı iyi bilinmemekte olup endojen (iç oluşlu) azot kaybının artması veya besinlerin pişmesi esnasında karbonhidratlı besinlerin amino asitlerle yaptığı polimerizasyonla teşekkül etmiş sindirilemeyen proteinlerin varlığı ya da dışkıdaki bu azot artışının bakterilerden ileri geldiği öngörülmektedir.
Glusidlerin (Karbonhidratların) Sindirim Üzerine Etkisi
Esmer ekmek yendiğinde şeker yükleme deneyinde daha düz bir eğri elde edilmektedir. Zira esmer ekmekteki kepek şekerin emilmesini azaltır. Fakat kepeğin bu etkisi, guar sakızı ve pektine nazaran çok azdır. İnsüline bağımlı şeker hastalarında guar sakızı veya pektin alınması, günlük insülin miktarında %20-30′luk azaltmayı gerektirmektedir. Buna karşın solunumla çıkarılan hidrojen miktarında ise bir değişiklik görülmez. Bu nedenle glusidlerin tümünün emilmesinde bir eksiklik olmayıp sadece yavaş emilimi söz konusudur.
Kepek, çeşitli bitkisel lifler, selüloz insan kalınbağırsağında kısmen (%50), pektinin ise %90′a yakın kısmı sindirilebilmektedir. Buna karşın linyiti ve sakızlar çözümlenemez.
Liflerin sindirim metazbolizması ürünleri kısa zincirli yağ asitleri (butirik, laktik, formik, propionik, asetik asit) ve gazlardır (metan, hidrojen, karbonik gaz). Kısa zincirli yağ asitleri kısmen geri emilip genel metabolizmada kullanılır.
10 gr kepek solunumdaki hidrojeni arttırmadığı halde, 10 gr laktuloz bunu 7 kat arttırır (20 gr kepekle 3,30 gr kepekle 4 defa artış olur).
Bakterinin Topluma Etkisi
Lifler, bakteri sindirimini arttırıcı etkileriyle, bakterilerin toplam sayısında çoğalmaya, mayalanma biteyinin artması ile de bakteri dağılımında değişikliğe neden olurlar.
Katyonların Emilmesine Etkisi ve kabızlık için bitkisel tedavi
Kalsiyum: Kepekten zengin bir besi rejiminden önce ve sonra yapılan kalsiyum ölçümleri kıyaslanarak, 3 haftadan 1 aya kadar nisbeten kısa devrelerde, gönüllülerde uygulanan 3 ayrı çalışmada önce hafifçe müsbet olan kalsiyum ölçümleri sonra olumsuz olmuştur. Burada birçok etken rol oynamaktadır:
Diğer birçok lifler gibi kepeğin kendisinde de kalsiyum vardır ve bu nedenle kalsiyum alımı artmıştır.
Kepekte diğer lifler gibi, kalsiyumla birleşen fitik asit, özellikle hücre cidarlarından emilime engel olmaktadır.
Bitkilerin diğer içerikleri de aynı rolü oynayabilmektedir.
Buna rağmen olumsuz etki devamlı değildir.
Demir: Çeşitli bitkilerle olduğu gibi demirin emilimi kepekle azalmaktadır. Burada da fitik asitin rolü ileri sürülmüşse de tek neden değildir.
Çinko: Tam ekmekten zengin bir beslenmenin çinkoyu azalttığı gösterilmiştir. Fitik asitin rolü mümkün olmakla beraber, çinkonun hücre cidarlarıyla kırılması güç bağlar oluşturduğu kabul edilmektedir.
Ciltteki Kahverengi Lekelere Çözüm
Citteki kahverengi lekeler nasıl kaybolur? Kahverengi lekeler için doğal ve basit tedavi nedir? Cildimdeki kahverengi lekelerden nasıl kurtulurum? Ciltteki lekeler için ne yapılır? Citteki lekeler nasıl giderilir? Kahverengi lekeler için doğal Soğan Suyu ve Elma Sirkesi maskesi nasıl yapılr? Nasıl uygulanır?
Gerek güneş ışınları, gerek bir rahatsızlık, gerek hamilelik, gerek se yaş ilerlemesinden dolayı ciltte kahverengi lekeler oluşur. Oluşan kahverengi lekeler moral bozar, canımızı sıkar.
Cilt lekeleri özellikle Kahverengi lekeler için son derece etkili SOĞAN SUYU ve ELMA SİRKESİ ile yapılan maske tarifi :
GEREKLİ MALZEMELER :
* 2 adet küçük boy kuru soğan,
* 1/2 çay bardağı elma sirkesi,
HAZIRLANIŞI VE KULLANIM ŞEKLİ :
Soğanları, mikserde çekerek veya havanda döverek, suyunu sıkın. İçerisine elma sirkesini ilave edin. Elde ettiğiniz doğal losyonu cildinize sürüp, 30 dak bekledikten sonra ılık su ile yıkayın. Bu uygulamayı, 2-3 günde bir yapın. Uygulamayı gece yatarken yaparsanız, hem kokmasını engellersiniz, hem de daha iyi sonuç almak için, sabaha kadar cildinizde tutabilirsiniz.
Siyah Noktalara Çözüm
Siyah Noktalara Çözüm