Ramazanda sindirim sorunları olanlara öneriler
Ramazanda günboyu aç kaldıktan sonra, iftarda fazla yemek yemek, sindirim sorunlarına neden olabilir. Eğer siz de sindirim sorunlardan şikayetçiyseniz, işte size Dilara Koçak’ın sindirim sisteminizi rahatlatacak önerileri…
Devamını oku >>
YIPRANAN VE KIRILGAN SAÇLARA ÖNERİLER
Sevgili Suna Dumankaya sizlerden gelen soruları cevaplıyor.
İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar
Cilt Temizliği İçin Öneriler
Temizleme; Rutin cilt bakımının ilk adımı temizlemedir. Cildinizi makyaj, yağ ve kirden arındırmak için her sabah ve her akşam mutlaka temizleyiniz. Cilt tipinize uygun bir temizleyici kullandığınızda cildinizin doğal nemini koruyabilirsiniz.
Tonikleme; Tonik, temizlemenin ardından ciltte kalan yağ ve kirden cildi arındırır. Aynı zamanda dolaşımı hızlandırır ve cildi ferahlatır. Tonik sıkılaştırıcılar, aynı etkiye sahiptirler; fakat etki düzeyleri farklıdır. Tonik normal ciltler için,sıkılaştırıcılar ise yağlı ciltler için kullanılmalıdır.
Nemlendirme; Nemlendiriciler, cildin doğal nem seviyesini korur ve cildin daha esnek olmasını sağlarlar. İnce çizgi ve kırışıklıkların oluşumunu geciktirir ve cildi çevresel faktörlere karşı korur. Cilt tipiniz ne olursa olsun, günde iki kez cilt tipinize uygun bir nemlendirici kullanmalısınız.
Bu 3 adımdan sonra uygulayacağınız maske ile cildinize sağlıklı ve güzel bir görünüm verebilirsiniz.
Yağlı ciltler için öneriler
Yazdır Cildin yağlanmasını engellemek elimizde mi? Yağlı ciltten kurtulmak için neler yapmalıyız?
Özellikle sigara, alkol ve yağlı yiyeceklerden kaçınmalısınız Türkiye de hava kirliliği, sigara, alkol ve yanlış beslenmeden kaynaklanan yağlı ciltlere sık sık rastlanıyor. Yağlı cilt, yağ salgısı fazla olduğundan devamlı parlayan cilttir. Sivilce, akne, siyah nokta ve yağ butonları sık görülür. Cilt kaba ve kalındır. Gözenekler geniş, içleri doludur. Daha çok ergenlik döneminde rastlanır. Yaş ilerledikçe bu problem azalır. Kan dolaşımı kötüdür. Nem oranı normaldir. çabuk kırışmaz, ama erken sarkar. Yağlı cilt üçe ayrılır:
- Problemsiz yağlı,
- Sivilceli akneli yağlı,
- Yağlı ve hassas cilt…
Cildi yağlı olanların temizliğe ve yediklerine dikkat etmesi gereklidir. Fast-food, kola, baharat, yağlı gıdalar, sigara, kafein, kuruyemiş, çikolata ve hayvani yağlardan uzak durulmalı; bunların yerine bol bol taze sebze ve meyve tüketilmelidir.
Aşırı ışık, sıcak ve stresten mümkün olduğunca kaçınılmalıdır. Akne prepartları kullanılmalı, gece yatmadan önce cilt temizlenmelidir. Bütün gün boyunca cilt, dış etkilerden yeterince kirlenmiş olduğundan yağlı cildi jelle temizlemek şarttır. Temizleyiciden sonra, alkol oranı yüksek tonik uygulanmalı, haftada bir defa peeling yaparak ve arkasından onarıcı yağ dengeliyici maskeler kullanılmalıdır. Nem bazlı hidrolu nem veren nemlendiriciler ile cilt yağı dengede tutulur.
Cildin sağlığı için sivilce ve aknelerle oynanmamalı ve asla tırnakla sıkılmamalıdır. Yanlış işlemden dolayı, akneler kistleşebilir. Bu da ağır sonuçları beraberinde getirir. Sabun cildin kendi ürettiği yağı ve nemi kurutacağından ayrıca cildin kendine ait pH değerini bozacağından her cilt için uygun değildir. Cildinizin sağlığı ve güzelliği için bu tür problemleriniz varsa, mutlaka uzman bir estetisyenden yardım isteyiniz. Ayrıca leke ve izler kalacağından, açık gözenekler oluşacağından, cildinize yanlış müdahalelerde bulunmaktan kaçının.
anne sütünü artırmak için öneriler
anne sütünü artırmak için öneriler
Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu çocuk emziren anneler için anne sütünü artırmak için bazı önerilerde bulundu…
Artrit Hastalari İcin Oneriler
Günlük yaşantıdaki yardımcılar
Pratik öneriler ve yararlı aletler
Artrit eklemleri ağrılı, tutulmuş, kullanımı güç ve bazen sürekli olarak deforme olmuş hale getirdiğinden günlük yaşantınızda yaptığınız normal hareketler (yıkanma, tuvalete gitme, tıraş olma, giyinme, yemek pişirme, ev işleri yapma, alışveriş) kolaylıkla sorun haline gelebilir.
Örneğin, ellerdeki artrit eşyayı kavrama ve tutmayı zorlaştırırken, omurgadaki artrit eğilmeyi bir savaş haline getirir. Bu kötü durum karşısında kendinize yardımcı olmanın bir yolu işleri yapma şeklinizi değiştirmektir. Diğer bir yolsa, işleri kolaylaştıran aletleri araştırmaktır.
ingiltere’de Artrit ve Romatizma Konseyi hastalar için Eviniz ve Romatizmanız adlı bir el kitabı yayımlamaktadır. Bu kitap artrit veya, romatizma yüzünden sakat kalmış kimseler için yararlı önerilerle doludur. İşte bu önerilerden birkaç tanesi:
Evde
Eğilmeyi önlemek
Elektrik prizleriniz yer seviyesindeyse onları bel seviyesine yükselttirin, böylece onlara ulaşmak için mümkün olduğunca az eğilirsiniz. Mektup kutunuza tel bir sepet tutturun, böylece mektuplarınızı paspasın üzerinden almak için eğilmezsiniz.
Kaymayı önlemek
Yer döşemenizde takılıp düşmenize neden olacak yırtıklar olmamasını sağlayın. Kayabilen, ya da, toplanabilen gevşek kilimler özel yapışkan bantlarla yere tutturulabilir. Bol ışıklı aydınlatma, bir felakete yol açabilecek küçük engelleri görmenize yardımcı olur.
Kapı açmak
Sıradan kapı tokmaklarını kavramak bir artritli için zor olabilir. Bu yüzden bunları gerektiğinde ön kolunuzla, ya da, dirseğinizle açabileceğiniz manivela tipi kollarla değiştirin. A-nahtarları çevirmek zor oluyorsa zıvanalı kilit anahtarının deliğine manivela görevi yapacak şiş gibi bir metal çubuk geçirin. ‘Yale’ tipi kilitlerin anahtarlarıysa döndürmek için daha iyi kavramanızı sağlayacak şekilde değiştirilebilir; a-nahtarcınıza bunu yaptırın.
Merdiven çıkmak
Merdivenlerin her iki yanında da tutunacak bir şeyin olması iyi bir fikirdir. Merdiven parmaklığının karşısındaki duvara takılacak bir trabzan size fazladan güvenlik ve destek sağlayacaktır. Az basamaklı merdivenler hafifçe meyilli bir rampayla kapatılabilir. Merdivenler de iyi aydınlatılmalı ve takılıp düşmeyi önlemek için merdiven halıları yerlerine tam oturtulmalıdır. 4. Bölümde sözü edildiği gibi merdiven asansörü de takılabilir.
Banyoda
Banyonuza ve lavabonuza açıp kapaması daha kolay olan manivela tipi musluklar takılabilir. Banyo küvetinizin yanına takılacak bir tutamak girip çıkarken yardımcı olurken, banyonuzda kaymaz bir paspas bulunması güvenliği artırır.
Küvetin içine oturamıyorsanız kenarlarına takılarak yerleştirilen ve suyun içinde rahat bir yükseklikte oturmanızı sağlayan bir küvet oturağı kullanmayı deneyin. Elbette, duş kullanmak daha kolaydır. Bu yüzden eğer yoksa, bir duş taktırmak düşünmeye değer.
Tuvalet kullanımı
Klozetiniz çok alçaksa, bunun üzerine takılabilen ve diğer insanların kullanımı sırasında çıkarılabilen yüksek oturaklardan kullanılabilir. Tuvalete otururken fazladan bir desteğe ihtiyaç duyabilirsiniz. Bunun için portatif ve kolay taşınır olan bir yüksek oturakla birleşen katlanabilir bir çerçeve vardır. Tekerlekli sandalye kullanmak zorunda olanlar için banyo ve tuvalet kapıları tekerlekli sandalyenin geçebileceği genişlikte olmalı, tuvaletin çevresinde tutamaklar bulunmalıdır. Bu konuda rehabilitasyon uzmanlarından bilgi alabilirsiniz.
Mutfakta
Mutfak tezgahlarının hepsinin size uygun olan aynı yükseklikte ve birbirine yakın olması yararlıdır. Böylece tencere, tava, tabak ve benzeri şeyleri tutup kaldırmak zorunda kalmadan sürükleyerek taşıyabilirsiniz. Dizleriniz, ya da, kalçalarınız ağrıyorsa yüksek bir tabure edinin; mümkünse arkalıklı olsun; böylece sürekli ayakta durmak zorunda kalmazsınız.
Lavabo musluklarınız manivela tipinde olabilir. Ocak ve diğer mutfak donanımının vanalarında özü serve açacağından patates soyacağına kadar bir dizi mutfak aleti bulunmaktadır.
Yeme-içme
Eğer tutup kavramanız zayıfsa fincan, bardak, tabak ve benzerlerini tek el yerine iki elle tutmanın daha güvenli olduğunu göreceksiniz. Çatal, bıçak ve kaşıkların saplarını yumuşak bir maddeyle sararak büyütmek tutmayı kolaylaştıracaktır. Sıcak içecekleri içmek için yalıtkan bir maddeyle kaplı hafif fincanlar kullanılmalıdır. Özürlüler için tasarlanmış bol çeşitli çatal bıçak takımları hakkındaki ayrıntılı bilgiler İngiltere’deki Özürlü Yaşam Vakfı (Disabled Living Foundation) gibi kuruluşlardan sağlanabilir.
Giyinmek
Yaşamınızın her gününde yaptığınız basit hareketler (çoraplarınız giymek için eğilmek gibi) eklem ağrıları çeken birisi için neredeyse imkansızlaşır. Fakat giyinme çubuğu adı verilen basit bir alet pek çok sorunu çözebilir. Bu çubuğun bir ucu giyinirken giyecekleri çekmeniz için kancalı, diğer u-cuysa soyunurken giyecekleri, örneğin başınızın üstünden itip çıkarmanız için lastik kaplıdır. Eski bir bastonu bu iş için uyarlayabilirsiniz.
Düğmeleri açıp kapamak zor olabilir. Velcro’ denilen (birbirine yapışan iki yüzeyden oluşan) bağlar giyimde büyük kolaylık sağlamaktadır. Ayrıca bağcıklı ayakkabı yerine mokasen ayakkabı gibi, giyip çıkarması kolay olan giyecekleri seçebilirsiniz. Elbiseler ve sutyen gibi iç çamaşırlarının önden bağlananlarını giymek de daha kolaydır. Çoğu ülkede özürlülere giyinme konusunda pratik önerilerde bulunan u-lusal kuruluşlar vardır. İngiltere’de Özürlü Yaşam Vakfı’nın özel bir giyim danışmanı bulunmaktadır.
Mobilya
Bir artrit, ya da, romatizma hastası için mobilyanın belki de en önemli parçası önceki bölümde de sözü edildiği gibi koltuktur. Vücuda en iyi desteği veren ve oturup kalkması en kolay olanını bulmak için zahmetli bir araştırma yapmaya değer. Kendi ölçülerinize ve ihtiyaçlarınıza göre yapılmış bir koltuk bulmak mümkündür ve pahalı olsa da sizin gelecekteki rahatınız için iyi bir yatırım olacaktır ve sizin özel koltuğunuz olarak kabul edilebilir.
Yemek ve çalışma masalarının uygun yükseklikte olması önemlidir. Sizin ihtiyacınıza göre belli açılarda eğilebilen ayarlanabilir bir masa yararlı olabilir. Elleriniz sorun çıkarıyorsa kitabı bir taşıyıcı çerçevede okuyun. İnce bir kalemle yazmak zor oluyorsa tutmayı kolaylaştırmak için çevresine sünger sarın. Kaleminizi yere düşürdüğünüz, ya da, yüksek bir raftaki kitaba ulaşmak istediğiniz taktirde ihtiyacınız olan tek şey bir maşadır. Bu da elleri özürlü olan kişiler için özellikle tasarlanmıştır.
Nereden öneri alınabilir?
Artritlilere günlük yaşantılarında yardımcı olacak profesyonelce önerilerde bulunmaya en yetkili kimseler rehabilitasyon (meşguliyet tedavisi) uzmanlarıdır. Çoğu ülkede bunlar hastanelerde ve sosyal hizmet kurumlarında görev yaparlar. Hastanede, artritiniz olduğunu ve hastaneden çıktıktan sonra bazı fonksiyon bozuklukları olabileceğini ifade ettiğiniz taktirde, hastanenin rehabilitasyon uzmanı yeteneklerinizi ölçüp belki de evinize gelerek ne tür yardım ve uyarlamalara ihtiyacınız olduğunu belirlemek, bunların sağlanmasını ayarlamak ve size nasıl kullanılacağını ve genel güçlüklerle başa çıkmayı öğretmek durumundadır. Birçok hastanede bulunan örnek mutfak ve banyoda, kalıcı sakatlığı olan hastalara mevcut aletler tanıtılıp kullanımı öğretilebilmektedir.
Cilde zarar vemeden bronzlaşmak için öneriler
Hazırlık zamanı Plaja gitmeden 1 saat önce bütün vücudunuza güneş koruyucu krem sürün. Böylece krem cildinize iyice nüfuz eder ve suda kolayca çıkmaz. Yüz için C vitamini içerikli ve SPF 30 faktörlü bir güneş krem kullanın. Rengi çok beyaz olduğu için plaja gitmeden 45 dakika önce sürün.
Kumsalda En iyi korumalardan biri gölgedir, bu nedenle şemsiyenin altında uzanmaya özen gösterin. Denizde vakit geçirmeyi çok seviyorsanız sudan çıkar çıkmaz bol bol SPF 50 faktörlü güneş koruyucu bir krem sürün.
Eve dönüş Duş aldıktan sonra vücudunuza içinde C vitamini olan bir nemlendirici sürün. C vitamininin antioksidan özelliği hem vücudunuzun kızarmasını önler, hem de güneşin verdiği hücresel hasar ile savaşır.
ZAYIFLAMAK İÇİN ÖNERİLER
Zayıflamak için öneriler
Sık sık, azar azar beslenin
Sık sık beslenmek, daha az yemek yenilmesini beraberinde getirir. Gün içerisinde insanlar 2, 3 bilemediniz 4 öğün şeklinde beslenmektedir. Öte yandan kişi, bu sayıyı 5 hatta 6 öğüne kadar çıkartabilirse çok kısa bir sürede metabolizması bu değişikliğe adaptasyon olarak daha az beslenmeye başlar. Dolayısıyla sindirim sıkıntısı çekiliyorsa, o da hafifler. Buna karşılık kişiler genelde öğün atlar ve bunun zayıflatacağına inanır. Halbuki aç kalmak, öğün atlamak, gazete – dergi – internet gibi kitle iletişim araçlarından temin edilen şok Diyetleri uygulamak zayıflatmaz, aksine kilo aldırır! Kişiye özel hazırlanmayan düşük kalorili diyetler, vücudu açlıktan ölme paniğine sürükler ve “kıtlık” moduna geçen metabolizma yavaşlar, yağ yakmak yerine tüketilen her besini yağ şeklinde depolama yoluna gider. Tıpkı, su kesildiğinde bidonlarda depo edilen suyu kullanıp; suyun az da olsa akmasıyla birlikte yeniden depolama işlemine başlamak gibi.
Öğün atlamayın
Öğün atlamak bir sonraki öğünde daha fazla yenilmesinin yanında farkında olunmadan yağ miktarının artmasına, kas ve su kaybının olmasına neden olmaktadır. Aç kalmak, öğün atlamak kan şekerinin düşmesine, dolayısıyla şekerli besinlerin fazla tüketilmesine neden olmaktadır. Başta Kahvaltı olmak üzere asla öğün atlanmamalıdır. Akşam en son saat 20:00’de bir şeyler yenildiğini ve Kahvaltının ihmal edildiğini düşünelim. Öğlen saat 12:00’ye kadar açlık söz konusu. 16 saatlik bir açlık sonucu ister istemez daha çok ve daha hızlı yemek yenilir. Buna karşılık sabah kahvaltı edilse, hatta 10:30 gibi küçük bir ara öğün tüketilse, bu durum kişiyi öğlen yemeğinde frenlerdi. Çok hızlı yemek yenilmezdi. Ama kişi bir lokma ağzında iken diğer bir lokmayı hazırlar. “Ağzımdaki bitse de, ikinci lokmayı da hemen mideye indirsem” der gibi. Besinlerin ağızda iyice çiğnenmesi gereklidir. Tükürükte bulunan bir enzim karbonhidratların sindirimini besin henüz ağızda iken başlatmaktadır. Aynı zamanda iyice çiğnemek mekanik olarak besinlerin sindirilmesini sağlamaktadır. Midede bir köfte düşünün, bir de aynı miktarda kıyma… Tabi ki kıymayı sindirmek ve emilmesini sağlamak çok daha kolaydır. Unutulmamalıdır ki sindirim ağızda başlar. Tat alma duyusu midede değildir, dildedir. Tokluk merkezi 20 dakikada uyarılır. Yavaş yenildiği taktirde, daha az yemiş olunur.
Sıvı tüketiminizi artırın
Günlük su tüketimi de azalırsa vücutta depolanan yağ miktarı artar. Sonuçta böbrekler fonksiyonlarını tam olarak yerine getiremediği için yağları enerjiye çeviren karaciğer böbreklerin işini üstlenir ve yağlar vücutta toplanır. Çay, kahve, kola, çorba, sebze, meyve… tüketilmesi de sıvı ihtiyacını karşılar. Ancak en iyi çözücü su olduğu için, ihtiyacın 3/4’ü sudan gelmelidir. O nedenle günde 10 – 14 bardak su içilmelidir. Çay, kahve ve kola diüretik özellikte olduğu için hemen vücuttan atılırlar. Suyun ayrıcalığı burada saklıdır. Günlük tuz alımını da azaltmakta fayda vardır. Sonuçta yemeklere tuz konulmakta. Ayrıca ekmeklerde de tuz bulunmaktadır. O nedende ekstradan sofraya tuzluk getirilmemelidir. En azından yemeğin tadına bakmadan tuz kullanılmamalıdır.
Şekerden uzak durun
Şeker ve şekerli tüm besinlerden uzak durulmalıdır (Çay şekeri, bal, reçel, pekmez, çikolata, pasta, hazır Meyve suları, meşrubatlar, kolalı içecekler, tatlılar…). Bu besinler kan şekerinde ani bir dalgalanmaya sebep olur, kan şekerini kısa sürede artırır ve düşürürler. Bu nedenle tatlı yedikten sonra kişinin canı tekrar tatlı çeker. Şekerin fazlası da vücutta yağ olarak depolandığı için mümkün olduğunca az tüketilmesi uygun görülmektedir.
Doymuş yağlardan uzak durun
Margarin, tereyağı gibi katı yağlar yerine bitkisel sıvı yağları tercih edin. Süt, yoğurt ve peynirde de doymuş (kötü) yağlar bulunduğu için yarım yağlı veya yağsız (light) olanlarının tüketilmesi önerilmektedir. En azından süt ve yoğurdun kaymağını ayırın. Kırmızı et yerine beyaz ete daha çok ağırlık verin. Ancak beyaz et de olsa aşırıya kaçmayın. Öte yandan etin görünen yağını ve tavuğun derisini mutlaka ayırın. Yine enerji değeri yüksek, besin değeri düşük; kaymak, krema, mayonez, cipsler, soslar, kuruyemişler gibi aşırı yağlı yiyeceklerden de kaçınılmalıdır.
Kızartmalardan uzak durun
Yiyecekleri kızartmak, kavurmak yerine; haşlama, ızgara yapma, buğulama veya fırında pişirme yöntemlerini kullanarak hazırlayın. Çünkü besinler kızartıldığı veya kavrulduğu esnada % 10 – 15 oranında yağ çekerler. Gerçi fazladan alınan kalori spor yapılarak veya bir sonraki öğünü hafif şeylerle geçiştirerek regüle edilebilir. Yalnız burada tek sorun kalori içeriğinin artması değildir. Aynı zamanda besinler bu işlemler sonucunda Kanser yapıcı bazı öğeler içermektedir. İşte vücut bu öğeleri dışarı atamaz ve zamanla birikim söz konusu olur. Genelde mantı, iskender, yayla çorbası gibi yiyeceklerin üzerine ayrı bir kapta kızdırılan yağı ilave edilir. Bu durumda yağlar yine okside olur, yani yanar. Yine kanserojen bazı öğeler içerir. O nedenle yemek yaparken kızartma ve kavurma işlemlerinden kaçınmakta fayda vardır.
Yemeğin suyunu tüketmeyin
Toplumda büyük bir kesimde tabak sıyırmak gibi bir alışkanlık da bulunmaktadır. Bir bezelye veya nohut tanesini düşünecek olursak; besinin üzerinde zar şeklinde çok ince bir tabaka halinde yağ bulunmaktadır. Öte yandan yemeğin bütün yağı dibe çökmekte ve yemeğin suyu ile karışmaktadır. Sonuçta yemeğin suyunu kaşıkla tüketiliyorsa, pilavın üzerine dökülüyorsa veya ekmek banarak tabağı sıyrılıyorsa yemeğin bütün yağını da tüketilmekte. Hatta 2 dilim ekmek yemek varken, bu 3 – 4 dilime çıkıyor.
Daha az yağ tüketin
Yağ alımını azaltmak adına etle pişen yemeklere yağ koymayın. Sonuçta etler yaklaşık %20 oranında yağ içermektedir. Tereyağı, margarin gibi katı yağlar yerine; Zeytinyağı, mısırözü yağı, soya yağı, kanola yağı, fındık yağı veya bitkisel karışım yağları kullanın. Ayrıca kullanılan yağ zeytinyağı bile olsa mucize bir yağ değildir, ekmeği bandırarak tüketmeyin. Sıvı yağları her zaman için kötünün iyisi olarak görün. Sonuçta 1 gram yağ 9 kkal. enerji içermektedir. İlle de katı yağ kullanmak istenirse yumuşak margarinleri tercih edin.
Hamur işlerinden uzak durun
Pasta, kek, kurabiye, börek vb hamur işlerinde de bol miktarda yağ, şeker, un, yumurta… kullanıldığı için mümkün olduğunca bu besinleri yemekten kaçının. Canınız çok isterse ikram edilenin yarısını yiyin. Çünkü hiçbir zaman diğer yarısı annelerin dediği gibi arkamızdan ağlamaz. Sonrasında da spor ile yediklerimizi yakmak veya bir sonraki öğünü hafif şeylerle geçiştirmek şartıyla tabi.
Posalı (lifli) besinleri artırın
Posalı besinler kan şekerini, kan basıncını (tansiyonu) ve kan kolesterolünü istenilen seviyede tutarlar. Midede, hacimlerinin 20 katı kadar şişerler; tokluk, doygunluk sağlarlar ve abur – cubur yenilmesine mani olurlar. Ayrıca dışkılama sayısını ve miktarını artırırlar. kabızlık şikayeti varsa ortadan kalkar, böylelikle kilo vermeye yardımcı olur. Kalın Bağırsak Kanserinden koruyucu etkiler de içerirler. Bu yüzden sıklıkla kurubaklagil yemeği yenilmelidir. Ayrıca buğday ekmeği yerine kepek, çavdar, yulaf ekmeğini; pirinç yerine bulguru tercih etmekte fayda vardır. Hatta kepekli un, pirinç, makarna ve erişteyi de denenebilir. Sebze – meyve tüketimi de artırılmalıdır. Ancak posa kabuk ve kabuğa yakın yerlerde bulunduğu için, soyulmadan yenilebilenleri (gaz, şişkinlik yaratmıyorsa) kabuklarıyla birlikte, en azından çok ince soyarak tüketin. Mevsiminde en çok bulunanı seçmek fiyat, hormon ve besin kaybını önlemek açısından her zaman için daha avantajlıdır.
Uzman Diyetisyen M. Turgay Köse
İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar
Yağlı Saçlar İçin Bazı Öneriler
Yağlı Saçlar İçin Bazı Öneriler
Saçlar bir bayan için tahmin edilemeyecek bir öneme sahiptir. Güzellik belkide saçlardan başlamaktadır. Eğer ki saçlarınız istediğiniz güzellikte değilse işte size bir kaç formül…
Yağlı bir saç için en etkili bakım ürünü elma sirkesidir. Saçlarınızı yıkadıktan sonra son durulama suyunuza bir çay bardağı kadar elma sirkesi karıştırırsanız saçlarınızın daha parlak ve daha az yağlanan bir yapıya kavustuğunu göreceksiniz.
Saçlarınız için ikinci öneri ise kremsiz bir şampuan tercih etmeniz ve gün içerisinde saçlarınıza dokunmamanız.
Bir diğer öneri ise Limon durulaması; yağlı saçlar için 1 limonun ince rendelenmişkabuğu ve 1 tatlı kaşığı dolusu incekıyılmış ıhlamur, yarım litre soğuk suya eklenir ve kaynama derecesine kadar ısıtıldıktan sonra 10dakika demlenmeye bırakılır ve süzülür. 8 limonun suyu ile birlikte, hepsi bir şişeye veya kavanoza aktarılır ve çalkalanarak 2 gün bekletilir. Saçlar yıkandıktan sonra, 1 litreılık durulama suyuna, şişedeki sıvının 1/8bölümü eklenir ve durulama yapılır.
İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar
Vajinismus Eşlerine Öneriler
Belki kadınlarda bu tür cinsel problemlerin olabileceğini evlenip bu problemin içine düştükten sonra duydunuz ve neden böyle bir durumun sizin başınıza geldiğini bir türlü anlıyamıyorsunuz. Belki de eşinizi çok seviyor ve onu her ne kadar anlamaya çalışıyor olsanız da halen bir takım içsel gerilimlerden kendinizi geri alamıyorsunuz.. Belki de -siz de eşiniz gibi- tüm durumu kabul ettiniz, ama zaman zaman yine de kendi kendinize “keşki böyle olmasaydı” diyorsunuz. Ya da sorununuzu inkar edip kendinizi -yoğun iş hayatınız gibi- başka konular ile avutmaya çalışıyorsunuz…
Öncelikle vajinismusun eşinizin hatası olmadığını kesinlikle anlamalısınız. Bu yalnızca onun değil bir çift olarak her ikinizin de problemi sayılır.
Vajina kaslarında hissetiği spazmlar penisin içeri girmesini imkansız kılmakta ve her türlü deneyim eşinizde acıya sebep olmaktadır. Bu spazmlar istem dışı olmakta ve bilinçli yönlendirme yoktur. Yani bunun oluşmasına eşiniz sebep olmamaktadır. Bu konuda onu anlayışla karşılamalısınız.
Bu durumun üstesinden gelmede sizin sabrınızın, anlayışınızın ve işbirliğinizin önemi çok büyüktür. Artık profesyonel bir destek almak için harekete geçme zamanınız geldi.